Netflix için Ryan Murphy ve Ian Brennan imzasıyla gelen Monster: The Lizzie Borden Story, gerçek suç temalı antoloji serisinin kadın bir fail merkezli bölümü olarak Lizzie Borden vakasını kanlı ve abartılı bir melodram olarak yeniden kurguluyor; dizide Lizzie ile evin hizmetçisi ve zaman zaman sevgilisi Bridget açıkça suçlu gösteriliyor ve yapım vahşet, mizah ve provokasyon öğelerini karıştırıyor.
Oyuncu kadrosu öne çıkıyor: Ella Beatty Lizzie’yi kapalı, okunması zor bir ifadeyle canlandırırken; Vicky Krieps ise yumuşak konuşmalı ancak hesapçılıkta üstün Bridget rolünde oldukça etkileyici bulunuyor. Rebecca Hall, Abby Borden olarak yüksek perdeden, her sözcüğü didikleyen bir performans sergiliyor; Charlie Hunnam ise Andrew Borden rolünde, zengin bir tabut yapımcısı ve evin hizmetçileriyle sorunlu ilişkileri olan bir karakter olarak dikkat çekiyor.
Yapımcılar gerçeğe sadakat iddiasından uzaklaşıp hayal gücünü ön plana çıkarıyor; dizi bol kan, abartılı melankoli ve tiyatral hislerle ilerliyor. Murphy ve Brennan, seri boyunca şiddet ve estetik öğelerini geri planda bırakmıyor; aksiyonun yanı sıra camp ve saçmalığın da yoğun olduğu sahneler dikkat çekiyor.
Tarihsel referanslar ve önceki uyarlamalar
Borden öyküsünün popüler kültürdeki yeri hatırlatılıyor: Broadway müzikalinden Alfred Hitchcock Presents bölümüne kadar farklı yorumsal gelenekler olduğu belirtiliyor. Ayrıca kaynaklarda geçen önceki sinema uyarlamalarına da atıf var; Chloë Sevigny ile Kristen Stewart’ın Lizzie-Bridget çiftini canlandırdığı 2018 yapımı Lizzie örnek gösteriliyor.
Dizinin kurgusal serbestlikleri arasında en göze çarpanı dördüncü bölümde gerçekleşen zaman atlaması: hikâye 1988 Florida’ya sıçrayıp Aileen Wuornos karakterinin Lizzie’nin evini ziyaret etmesi gösteriliyor. İncelemede bu ziyaretin gerçekte mümkün olmadığına, Wuornos’un o dönemde cezaevinde olduğuna dikkat çekiliyor; yapımın bu tür tarihsel çarpıtmaları espri ve kurgu amaçlı kullandığı vurgulanıyor.
Bazı sahneler bilinçli olarak abartıya kaçıyor; örneğin Abby ve Andrew’un zehirlenip copious biçimde kusması gibi Monty Python’nun Mr Creosote’lu sahnelerini anımsatan grotesk anlar metinde örnekleniyor. Müzik kullanımı da keskin zıtlıklar içeriyor: Kate Bush’un “Hounds Of Love”ının etkileyici kullanımı ile The Verve’ın “Bitter Sweet Symphony”nin duruma fazla direkt bağlanan bir cover’ı yan yana anılıyor; ayrıca zehirleme sahnesinde Lambrini Girls’ün “Cuntology 101” parçasının yer alması yapımın gayet küstah, alaycı tonunu gösteriyor.
Genel değerlendirme olarak inceleme, dizinin incelik arayan izleyiciler için uygun olmadığını; bunun yerine yüksek dozda şiddet, abartı ve patriarkaya karşı sert, hicivli bir 'fuck you' tavrı sunduğunu belirtiyor. Son olarak, Monster: The Lizzie Borden Story’nin şu anda Netflix’te izlenebildiği belirtiliyor.



