The Guardian ile yapılan röportajda, Nigella Lawson’ın Prue Leith’in yerine Great British Bake Off jüri kadrosuna katılması ana gelişme olarak vurgulanıyor; gelişi program etrafında yeniden bir heyecan yarattı ve Lawson’ın katılımı hem setteki dinamikleri hem de izleyici ilgisini canlandırdı. Prue Leith’in ocak ayında “86 yaşındayım” diyerek görevden ayrılmasının ardından gelen atama, uzun soluklu yarışmanın taze bir soluk almasına yol açtı.

Röportaj sırasında Lawson, sohbet boyunca bir şezlongda uzanmış ve hafifçe yelpaze sallarken görülüyor; Paul Hollywood da yakındaki bir koltuktan gülüyor. Lawson, çekim aralarında kitap okurken kahve içerken birilerinin ona üzüm verdiğini anlatıyor ve “soymuş üzüm” detayını gülümseyerek ekliyor. Paul Hollywood, Lawson’ın çadıra hemen uyum sağladığını ve ikilinin ekip içinde çabucak uyum yakaladığını söylüyor.

Basında çıkan, Hollywood’un çekim yerine helikopterle gelmesini “utandırıcı” şeklinde nitelediği iddialarına rağmen röportajda ikilinin aralarında gerilim olmadığını; bol şakalaşma, kahkahalar ve iyi niyetli takılmalar bulunduğu aktarılıyor. İkili, kamera önünde genellikle iyi/ kötü polis rollerine bürünseler de perde arkasında birbirlerini tamamladıklarını belirtiyorlar; Lawson tadı, Hollywood teknikleri vurguluyor.

Lawson, neden şimdi Bake Off’a katılmak istediğini “biraz farklı bir şey yapmak” isteği ve kitap yazmanın yalnızlığına karşılık bir ekibin parçası olma arzusu şeklinde açıklıyor. Başlangıçta görevi kabul etme konusunda tereddütleri olduğunu, yapımcılarla yaptığı görüşmede hangi rolleri üstlenemeyeceğini netleştirdiğini ve yapımcıların bunun sorun olmayacağını söylediğini aktarıyor.

Resmi onaydan önce Channel 4 etkinliğinde yapılan “kimya testi”nden bahsediliyor: İkili yaklaşık 10 dakika sohbet etmiş ve hemen iyi anlaştıklarını hissetmişler. Lawson, set öncesi ekip üyeleriyle ayrı ayrı kaynaşma oturumları düzenlediğini; ilk misafirinin Hollywood olduğunu, ikisinin evinde içki içip salami ve zeytin yiyip muhabbet ettiklerini anlatıyor. Hollywood, Lawson’ın ona kek yapmamasından hayal kırıklığına uğradığını esprili şekilde dile getiriyor.

Noel Fielding ve Alison Hammond ile de önceden buluştuğu; Noel’e kek yaptığını, Alison’la ise restorana giderken neredeyse “evlenmiş” gibi olduklarını söylediği aktarılıyor. Fielding Lawson’ı “İtalyan film yıldızı”na benzetirken, Hammond ise “takıntılıyız” diyerek hayranlığını ifade ediyor. Ekip içinde kurulan WhatsApp grubunun adının “Salty Gang” olduğu, grubun çoğunlukla Noel ve Alison tarafından aktif tutulduğu ve Lawson ile Hollywood’ın genellikle gülme emojileriyle cevap verdiği bilgisi veriliyor.

Röportaj, çekim koşuları ve iklim koşullarına da değiniyor: Yazın en sıcak günlerinden birinde yapılan görüşmede çadırın çekim sırasında “sera gibi” daha da sıcak olduğunu, mikrofon paketi takmanın küçük bir radyatör gibi hissettirdiğini belirtiyorlar. Hollywood, erime sorunlarından çok karamelin problem yarattığını; genel olarak yarışmacıların bu koşullarda iyi başa çıktığını söylüyor.

Lawson’ın jüri tarzını “oldukça doğrudan” olarak tanımladığı ve dürüst olmanın onun yaklaşımı olduğunu belirttiği aktarılıyor: Beğenmediği bir şey varsa saklayamayacağını, eleştirinin kişiye değil pişmiş ürüne yönelik olması gerektiğini söylüyor. Kendi katkısını “tad hakkında konuşmak” olarak tarif ediyor ve “yemek yeme benim süper gücüm” diyerek lezzet, doku ve dengeler üzerine odaklanacağını; teknik konularda ise Paul’dan öğrendiğini ifade ediyor.

Röportaj metninde, Lawson’ın 2020’de espriyle söylediği “meecro-wah-vay” (mikrodalga) anısına yeniden değinip bunu tekrarlamaktan kaçınacağını ancak izleyicilerin “desecrated coconut” benzeri gönderme arayacağını bildiği not ediliyor. Son olarak, programın dönüş tarihi olarak The Guardian kaynağında Great British Bake Off’un 22 Eylül Salı saat 20:00’de Channel 4’te başlayacağı belirtiliyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Yayın: · Güncelleme:
← Tüm haberlere dön