Royal Ballet'in başdansçısı Natalia Osipova, ilk tiyatro deneyimi için provasının ilk günlerinde yaşadığı şaşkınlık ve duygusal zorlukları, James Graham'ın The Standard of Living adlı oyununda Lydia Lopokova'yı canlandırırken yaşadıklarını anlattı. İkinci provada gazeteciyle buluştuğunda hâlâ oyunda olduğunu ve rol üzerinde çalıştıkça daha iyi hissettiğini söylüyor.
Osipova, prova sürecinin ilk gününü şöyle tarif ediyor: "Ağlarım. Titriyorum. İlk günde stresliyim ve tamamen kaybolmuş hissediyorum. Sanırım 'Ben bir haltım!' diyorum. Taksiye binip kaçmak istiyorum." Buna karşın ikinci haftada hâlâ orada olması, işin üzerine gitme çabasını gösteriyor; her gün adım adım daha iyi olduğunu söylüyor.
Oyunculuk metniyle, özellikle de ikinci dilinde çalışmanın "bambaşka bir dünya" olduğunu belirtiyor. Eski meslektaşı Edward Watson'ın onu denemeye teşvik ettiğini, Watson'ın "Sen aptalsın! Denemelisin çünkü harika bir fırsat" dediğini aktarıyor. Önce çevirmenle yapılan görüşmelerden sonra gazeteciyle konuşurken bugün kendi halinde, Lopokova'ya benzeyen hızlı bir konuşma ritmiyle konuşabiliyor.
Provalarda metin sürekli uyarlanıyor; oyun yazarı James Graham provayı izleyip metni ayarlıyor. Oyunda Lydia'nın fizikselitesine dikkat edildiğini, sahne değişimlerinde dans soloları olduğunu ve Lydia için sık sık sahne yönlendirmesi olarak "o ayağını yere vurur" (she stomps) notunun bulunduğunu aktarıyor. Osipova, Graham'ı güldürmekten zevk aldığını ve Lydia'nın ilk girişinde Rusça korkunç küfürler ettiğini söyleyerek bu tür anılardan bahsediyor.
Lopokova'nın kariyerine dair araştırmaları da paylaşıyor: Diaghilev'in Ballets Russes ile dans etmiş, sonra 1925'te beklenmedik biçimde İngiliz ekonomist John Maynard Keynes ile evlenmiş olan bir Rus balerina olduğunu; Rusya'da popüler veya ünlü sayılmadığını, kardeşi Fedor Lopukhov'un daha çok hatırlandığını belirtiyor. Osipova, Lopokova'nın Mariinsky'de iki yıl kaldığını ve Diaghilev ile göç ettikten sonra 1936'dan sonra memleketine dönmediğini aktarıyor.
Keynes ilişkisine dair Osipova, onun Lydia için "kucaklayıp her şeyi veren bir dağ gibi adam" olduğunu, evliliğin her ikisinin kimliğini değiştirdiğini söylüyor; haber metninde Keynes'in erkeklerle ilişkilerinin ve bu karşılaşmaları titizlikle kaydettiğinin rapor edildiği de anılıyor. Lopokova'ya Bloomsbury çevresinin olumsuz tepki gösterdiğini hatırlatan Osipova, oyunda karakterine yönelik "o topuklu ayaklı, yüzeysel koro kızı" gibi küçümseyici ifadeler bulunduğunu ve bunun onu üzdüğünü vurguluyor: dansçıların özel bir ruhu olduğunu, farklı bir beyne sahip olduklarını düşünüyor.
Osipova, bu yıl Wayne McGregor için canlandırdığı Virginia Woolf rolünden de söz ediyor; Gillian Anderson'ın seslendirmesini kanatlarda dinlerken Woolf'un intihar notunu okurken "büyük bir panik atak" yaşadığını anlatıyor ve bunun dansın ötesinde, çok daha duygusal bir deneyim olduğunu belirtiyor. Provalarda metinle çalışmak, partnerle oynama ve karşılık verme süreçlerinin özünde dansla benzerlik gösterdiğini, materyali öğrenip onunla oynamanın tiyatronun temelini oluşturduğunu söylüyor.
Kariyer planlarına dair Osipova, başlangıçta Kenneth MacMillan'in Manon adlı balesini yapacağı için oyundan çekilmek üzere olduğunu ama artık bale yapmayacağını ifade ediyor. Don Quixote gibi bravuro balesi rollerden geri çekildiğini, tekrarı sevmediğini ve daha çok çağdaş parçalar, özel sipariş işler ile şimdi tiyatro yapmak istediğini söylüyor: "Eğer yeni bir şey yapmazsam ölüyormuşum gibi hissediyorum. Nefes alamıyorum. Yeni bir şey öğrenmiyorsan neden yaşıyorsun?" Ayrıca Rusya'ya dönme isteğini dile getiriyor ama şimdi kocası Amerikalı olduğu ve hayatlarının orada olduğu için bunun kolay görünmediğini, yine de ülkesini, ailesini, tiyatrosunu ve arkadaşlarını ziyaret etmek istediğini belirtiyor.



