NME'nin incelemesine göre Netflix'in yeni gerçeklik şovu Wonka’s The Golden Ticket, Charlie And The Chocolate Factory'den esinlenen bir formülle 24 Amerikalıyı gerçekçi bir çikolata fabrikası setinde yarıştırıyor ve kazanana 30 yıl boyunca altı haneli maaş ödeyecek büyüklükte bir ödül (yaklaşık 3 milyon dolar) vaat ediyor; ancak yazara göre programun tonu ve uygulamaları çocuk kitabının ruhunu zedeleyici şekilde aşağılayıcı ve acımasız.
NME, dizinin Willy Wonka & the Chocolate Factory (1971) ve Roald Dahl'ın kitabından çok gevşek bir uyarlama olduğunu ve şovun büyük bir prodüksiyon yatırımıyla dikkat çektiğini belirtiyor. Sette yenilebilir çimenler, 'çikolata' nehri ve kitabın bilinen ana odasının sadık bir yeniden yaratımı gibi ayrıntılar bulunduğu; buna karşın bu görsel sadakatin şovun izlediği çizgiyi kurtarmaya yetmediği vurgulanıyor.
İnceleme, programın formatının yarışma ve elenme üzerine kurulu olduğunu, yüksek ödülün yarışmacılar üzerinde hızla sert rekabet ve alaycı davranışlar yarattığını aktarıyor. Yazara göre pek çok görev başlangıçta komik görünse de hızla aşağılayıcı hale geliyor; yarışmacılardan biri olan Hunter'ın "Everything became different when my brother was trapped in the gumball machine" sözleri metinde örnekleniyor.
NME, show’da kullanılan Wonka anlatıcısının sesinin Gene Wilder’ın sesine benzeyecek biçimde yapay zeka ile üretildiğini ve aktörün mirasçıları tarafından buna izin verilmiş olmasına rağmen bunun ürkütücü ve kasıtlı olarak acımasız bir kullanım olduğunu savunuyor. İncelemede Wonk-AI olarak anılan bu sesin yarışmacıları küçük düşürmeyi, izleyicinin çocukluk anılarını sarsmayı hedefler biçimde tasarlandığı ifade ediliyor.
Üç bölümün ardından yer alan 'honeycomb' testi gibi örneklerle, yetişkinlerin dev bir pembe kaygan eğlence kaydı üzerinde çırpınmasının adeta bir aşağılanma ritüeline dönüştüğü belirtiliyor. Yazara göre Wonka'nın kitaplardaki nihai konumunun tersine burada 'aşağılanma' eğlenceli bir gösterge olarak teşvik ediliyor; NME bunu Squid Game benzeri bir yaklaşımla kıyaslıyor.
NME, şovda Squid Game'den izler taşıyan unsurları; şeker diyarı estetiği, ürkütücü yardımcı karakterler (burada Oompa-Loompas) ve acımasız rekabet dinamiklerini sıralıyor. Yazar, programın Roald Dahl'ın orijinal eserindeki uyarıcı öğeyi tersine çevirdiğini, burada bencillik ve aptallığın teşvik edildiğini savunuyor ve bunun orijinal IP'nin anlamını saptırdığını belirtiyor.
İnceleme, yarışmacı profillerine de değiniyor; daha nazik ve iyi niyetli yarışmacıların kısa sürede elendiğini, yerine hesapçı ve gözleri donuk görünen operatörlerin kaldığını aktarıyor. Metinde Ava adlı yarışmacının babasının "almost never says no" olduğu, Poppy Ray ile torunu Jackson'ın ise iyi kalpli ama 'katil içgüdü'den yoksun görüldükleri gibi gözlemler yer alıyor.
Bazı mekanlar — Half-Office ve Wonkavision stüdyosu gibi — orijinal kitaptan ve filmden izler taşıyacak şekilde sadakatle yeniden inşa edilmiş olsa da NME'ye göre bu set sadakati, programın özü eksik kalan yaklaşımını telafi etmeye yetmiyor; yazar, dizinin 'ruhu'nu kaçırdığını ve yapay Gene Wilder sesinin bunun simgesi olduğunu savunuyor.
NME'nin eleştirisi, Wonka’s The Golden Ticket'in Netflix'te yayında olduğunu da not ederek şovun görsel açıdan etkileyici olabileceğini ama etik ve anlatı bakımından problemli bir izleme deneyimi sunduğunu özetliyor.



