Guardian’ın değerlendirmesine göre 2025-2026 festival sezonu, Oscar yarışının geleneksel işleyişinde belirgin bir kopuş ve genel bir “beklenti altında” hissi yarattı. Makalede, son yıllarda festival hattının (Venice–Telluride–Toronto) eskisi kadar belirleyici olmadığı, bazı filmlerin festivaller yerine doğrudan gişe ya da farklı yollarla ilerlediği ve stüdyoların “kötü tanıtım” riskinden kaçınma eğiliminde olduğu vurgulanıyor. Bu ortamda bazı sürpriz çıkışlar ve beklenmedik satın almalar yarışın rengini değiştirdiği belirtiliyor.
Sundance’da en çok konuşulan işler arasında Olivia Wilde’ın The Invite’ı yer aldı; makaleye göre The Invite, Gregg Araki’nin filmlerinden farklı biçimde Wilde’ı ciddiye alan bir yönetmen olarak konumlandırdı, A24 tarafından satın alındı ve yaz gişesinde iyi performans ile devam eden bir ağız birliği sağladı. John Turturro’nun The Only Living Pickpocket in New York adlı geleneksel suç dramasının Sony Pictures Classics tarafından alındığı ve Turturro’nun nadir bir “her sahnede” performans sergilediği, bunun Oscar kampanyası ihtimali taşıdığı belirtiliyor.
Sundance’ın büyük ödülü yine her zaman Oscar habercisi sayılmasa da Josephine adlı film festivalin dikkat çeken işleri arasında yer aldı; makaleye göre Channing Tatum’un baskın performansı ve Beth de Araújo’nun yönetmenliğiyle öne çıkan yapım, rahatsız edici konusuyla bazı izleyicilerde tepkilere yol açtı ve küçük, deneyimsiz bir dağıtımcıya (Sumerian Pictures) gitmesi nedeniyle Oscar yolunun daha zor olabileceği yorumu yapıldı.
Berlin tarafında Sandra Hüller’in cinsiyet değiştirme temasını işleyen siyah-beyaz drama Rose’daki rolü dikkat çekti; yazar Hüller’in yıl içinde başka güçlü performansları da olduğunu ve bunun onu en iyi kadın oyuncu yarışının kıyısına getirebileceğini öne sürüyor. Ayrıca makale, March’ta gösterime giren Project Hail Mary’nin hem eleştirisel hem de ticari anlamda beklenenden iyi performans gösterdiğini ve Amazon yapımı bir blockbuster olarak Oscar alanının yeniden genişlediği bir ortamda şansının bulunduğunu belirtiyor.
Cannes’da ABD yapımlarının görece azlığı, James Gray’in Paper Tiger’ı ve Jordan Firstman’ın Club Kid’inin karşılaştığı durumlara değiniliyor; La Bola Negra adlı İspanyol epik filmin uzun alkış aldığı, Netflix’in ABD haklarını aldığı ve filmde Penélope Cruz’un küçük bir cameo’sunun bulunduğu aktarılıyor. Palme d’Or kazananı Fjord’un Neon tarafından satın alındığı, ancak Toronto’da karışık tepkiler aldığı ve politik eleştirilerle karşılaştığı için Oscar yolunun belirsizliğini koruduğu notu düşülüyor.
Yaz döneminde mikro bütçeli Obsession adlı korku filminin Focus Features tarafından yüksek bir ücretle alınıp gişede başarı sağlaması, jen Z izleyici kitlesinden gelen enerji ve başrol Inde Navarrette’in beğenisi nedeniyle makalede sürpriz bir Oscar rakibi olarak tartışıldığı belirtiliyor. Christopher Nolan’ın The Odyssey’si ise hem gişe hem eleştiri başarısı nedeniyle “şu an için en güçlü” genel aday seçeneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Sonbahar festivallerinde Venice’de Danny Boyle’un Ink’i makul eleştiriler alırken Lee Chang-dong’un Possible Love’u ve Martin McDonagh’ın Wild Horse Nine’u daha öne çıkan işler olarak anıldı; McDonagh’ın filmleri geçmişte Oscar sürecinde işe yaradığından bu yeni filmin de birden fazla adaylık alabileceği görüşü paylaşıldı. Venice Altın Aslanı’nı alan Woman Unknown’un uluslararası film kategorisi için güçlü bir aday olabileceği, ancak diğer büyük kategorilere sızmasının zor olduğu belirtiliyor.
Telluride’da Andrew Scott’ın Elsinore’daki performansının en iyi erkek oyuncu yarışında öne çıktığı, Julianne Moore’un The Debut’taki alışılmadık komedi performansıyla en iyi kadın oyuncu yarışında belirleyici olabileceği yorumları yapıldı. Aynı zamanda Mike Leigh’in muhtemel son filmi olarak görülen Tender Loving Care’ın eleştirmenlerce sevildiği, ancak Leigh’in geçmişte Akademi’nin ilgisini sınırlı ölçüde çektiği için buradan büyük bir Oscar dalgası doğma ihtimalinin belirsiz olduğu ifade edildi.
Toronto ve New York programlarına dair değerlendirmelerde Peter Farrelly’nin I Play Rocky’sinin izleyici enerjisiyle öne çıktığı, Rosalind Eleazar’ın Slow Horses dizisinden tanınan oyunculukla zorlu kategorilerde öne çıkabileceği, New York’ta Andrew Garfield’ın Artificial ile, Tom McCarthy’nin A Statement ile ve Tony Gilroy’un Behemoth! ile yarışa etkide bulunmaya çalışacağı aktarıldı. Makale, ayrıca sezon boyunca öne çıkan bazı “görece güvenli” aday tahminlerini sıralıyor: Christopher Nolan (The Odyssey) için yönetmen, Julianne Moore (The Debut) için kadın oyuncu, Andrew Scott (Elsinore) için erkek oyuncu, Inde Navarrette (Obsession) için kadın oyuncu, John Malkovich (Wild Horse Nine) için erkek oyuncu, Rashida Jones ve Will McCormack (The Invite) için uyarlama senaryo ve John Goodman (Digger) için yardımcı erkek oyuncu gibi isimler örnek verildi.
Guardian’ın analizinde özetle festival sezonunun genel olarak beklentileri karşılamadığı, bununla birlikte birkaç büyük gişe ve eleştiri başarısı ile küçük ama etkili sürprizlerin Oscar yarışını karmaşıklaştırdığı vurgulanıyor; yazar, stüdyo stratejileri, dağıtım kararları ve bazı filmlerin içeriklerinin alıcılar üzerindeki etkisinin nihai aday listelerini belirlemede belirleyici olacağını öne sürüyor.



