The Guardian, Amol Rajan'ın YouTube projesi The Amol Rajan Connection'ı değerlendirdi ve ilk bölümün genel olarak güvenli bir çizgide ilerlediğini, girişimin şimdilik radikal ya da dinamik bir kanıt sunmadığını yazdı. İncelemenin odağında Rajan'ın iddialı lansman söylemi ile Gareth Southgate'la yapılan iki saatlik uzun röportaj arasındaki uyumsuzluk var; ilk bölüm geleneksel bir yayın niteliğinde görüldü.
Fragmanda Rajan'ın kendini zamanların merkezine yerleştirdiği, "We are about to get 100 years of change in a single decade" (önümüzdeki on yılda 100 yıllık değişim olacak) gibi iddialı sözleri olduğu belirtiliyor. Yazar, Rajan'ın Celebrity Traitors'ta Richard E Grant tarafından bile geride bırakıldığına dair alaycı bir not düşüyor, ancak bunun ötesinde Rajan'ın özgüveninin kuvvetli olduğu vurgulanıyor.
Programın görsel kimliğinin The Harder They Come adlı Jamaika filminden ilham alan bir poster mock-up'ı taşıdığı, Rajan'ın dışlanmış bir figür olarak görülmesinin zor olduğuna dair değerlendirme yapılıyor. Kaynağında, Rajan'ın ulusal gazete editörlüğü, University Challenge ve Today gibi kurumlarda yer aldığı; programın sponsorlarının iki büyük teknoloji şirketi, Britanya'nın en büyük bankalarından biri ve sofistike bir süpermarket zinciri olduğu ve projenin George Osborne'ın podcast'inde yumuşak bir lansmanla tanıtıldığı hatırlatılıyor.
Rajan'ın Osborne ile yaptığı görüşmede "The BBC, and BBC News, is going to get smaller at an accelerating rate. And I want to go to where the action is." dediği aktarılıyor. İnceleme, uzun biçimli, birebir video podcastlerinin zaten kalabalık bir alan olduğunu, Radyo 4'te Today programının hâlâ medya çevrelerinde daha etkili bir konum olduğunu belirtiyor.
Rajan'ın Today'den ayrıldıktan sonra BBC'nin sınırlamalarına dair low-key sürtüşmeleri ima ettiği; bu hislerin Spectator'da yayımlanan bir makalede ortaya konduğu ve bu yazıda Dominic Cummings'in bazı fikirleriyle hemfikir görünmenin de bulunduğu not ediliyor. Yazar, Rajan'ın akıcı bir iletişimci olduğunu kabul etmekle birlikte hızının bazen daha tatsız bir hâle dönebileceğini, zaman zaman teknoloji gurusu/mesiyanik bir tavır izlenimi verdiğini yazıyor ve "uzmanları dinleyebilir mi, yoksa sözünü keser mi?" sorusunu gündeme getiriyor.
İlk bölümün konuğu Gareth Southgate, incelemede Rajan'ın zıttı olarak tarif ediliyor: gösterişsiz, ölçülü ve bazen ağırkanlı. Rajan, Southgate'e karşı hayranlık ve sevgi göstererek sohbetin ritmine uyuyor ve ortaya gelen yayın geleneksel bir yayıncılık örneği oluyor. İlk bölümde Southampton tarafından reddedilme, Crystal Palace'ta ikinci şans, kaptanlık, penaltı kaçırma, kulüp yönetimi ve tekrar İngiltere serüveni gibi alışılmış futbol temaları uzun uzun ele alınıyor; Southgate'in bir dönem ofisinde yelek giydiği ve kültürel alanlarda liderlik yapmak zorunda kaldığı anlar da konuşuluyor.
Röportajın ikinci saatinde konular daha çetinleşiyor: FIFA yönetişimi, Manchester City meselesi ve nihayet Southgate'in genç erkeklerle ilgili endişeleri gibi daha hassas başlıklar tartışılıyor. İnceleme, bu kısımların sıkıcı olmadığını ve çoğunun ilgi çekici olduğunu kabul ediyor; ancak tüm bunların programın bütünü için bir kanıt sunduğunu söylemenin zor olduğunu vurguluyor.
Sonuç olarak yazar, Rajan'ın konuklara göre tonu ve ruh halini değiştirebileceğini, bu bölümde daha düşünceli bir profil sergilediğinin ferahlatıcı olduğunu belirtse de The Amol Rajan Connection'ın ilk bölümünün genel olarak güvenli oynamayı tercih ettiğini ve şimdilik projeyi doğrulayacak güçlü bir kanıt sunmadığını yazıyor. Belki ileride daha zamana özgü ve cesur bir versiyon ortaya çıkabilir; şu an için inceleyenin yorumu, bunun henüz o olmadığını yönünde.



