30 yaşındaki Florida doğumlu yönetmen Lance Oppenheim bu yıl sinema gündeminin en çok konuşulan iki filminin arkasındaki isim konumunda. Oppenheim, Nathan Fielder ile birlikte yönettiği üç saatlik You Can See Everything'de, sağlık teknolojisi yöneticisi Elizabeth Holmes'la hapishane öncesi bir ay boyunca yaşadıklarını gösteriyor; film, yönetmenin ifadeleriyle “baş döndürücü”, büyük bir gizlilikle çekildi ve Variety'nin Oscar tahminlerinde bir oyuncusu yalnızca “[Redacted]” olarak listelenmiş; bazı beklentiler belgenin En İyi Film adaylığına girebileceği yönünde.
Diğer tarafta Oppenheim'in yönettiği ve Robert Pattinson'ın Chris Hansen'i canlandırdığı Primetime var. Filmde Pattinson, 2004-2007 arasında Dateline NBC'de yayımlanan To Catch a Predator isimli programın sunucusu Hansen'i yüksek gerilimli bir performansla canlandırıyor. Oppenheim, Hansen karakterinin seyirci için hem iğrenç hem de eğlendirici bir çekiciliği olduğunu ve filmin izleyicide benzer bir ikilem yaratmayı amaçladığını söylüyor.
Makalenin ayrıntılarına göre To Catch a Predator formatı, Perverted-Justice adlı gönüllü sitenin bir üyesinin çevrimiçi sohbette reşit olmayan biriymiş gibi davranmasıyla başlıyor; tuzağa düşen yetişkin, bir “sting evi”ne gelince karşısında sözde ergeni oynayan bir aktör buluyor ve o sırada Chris Hansen sahneye çıkarak ünlü repliği “have a seat” ile muhatabını karşılıyor. Programın stili, tekrar eden sahne düzenekleri ve küçük ayrıntılarla (kurabiye, pizza gibi) neredeyse teatral bir gerçeklik gösterisi olarak tanımlanıyor.
Oppenheim, To Catch a Predator'ın tonunun “Mars'tan gelmiş bir yabancı nesne” gibi olduğunu ve görüntülediği durumların hem mide bulandırıcı hem de güldürücü olduğunu belirtiyor; yönetmenin meydan okuması ise bu gerçeklik-filmlerden daha da tuhaf bir şey yaratmakmış. Oppenheim filmin “biyografi olmadığını”, deneyimsel ve fantazmagorik olmasını hedeflediğini söylüyor ve yapımda Billy Wilder, Oliver Stone ve Brian De Palma gibi yönetmenlerden esinler aradığını ifade ediyor.
Yönetmenin geçmiş işleri de makalede ayrıntılı şekilde yer alıyor: 2020 çıkışlı Some Kind of Heaven yaşlılar sitesinde geçen baskıcı mutluluğu konu alırken, 2024'teki Spermworld sperm bağışlayanların özel yaşamlarına odaklanmış; HBO için hazırladığı 2024 yapımı Ren Faire ise “docu-fantasia” olarak nitelendiriliyor. Oppenheim belgesellerini Hollywood draması hissiyle kurgulamak istediğini vurguluyor.
Primetime'ın aktör getireni ise Robert Pattinson. Oppenheim, Pattinson'ın projeye ilk aşamada yalnızca yapımcı olarak dahil olmak niyetiyle geldiğini, sonrasında rolü üstlendiğini söylüyor ve Pattinson'ı “zamanımızın muhtemelen en önemli aktörü” biçiminde överek bu yıl yaptığı filaların kültürel anlar yarattığını belirtiyor. Oppenheim, Pattinson'ın kendi ünlü geçmişi ve halk önündeki kırılganlığıyla Hansen rolüne insanî ve savunmasız unsurlar kattığını dile getiriyor.
Chris Hansen cephesinde ise yönetmen ve film hakkında memnuniyetsizlikler var: Hansen, Primetime hakkında bilgilendirilmediğini veya danışılmadığını söyleyip filmi “weaponised empathy” (silahlandırılmış empati) ile suçladı, filmin izleyicileri suçlulara acıtır şekilde kurgulandığını ve kendisi ile ekibini “reyting takıntılı, manik insanlar” olarak gösterdiğini iddia etti. Buna karşın Hansen, Primetime deneyimine aktif biçimde dahil olarak, ABD sinemalarında filmin gösterimlerinden hemen önce kendi gerçek suç yayın platformu TruBlu için fragmanlar ayarladı.
Oppenheim ise Hansen'in filme verdiği tepkinin, onun televizyonculuktaki sirkini andıran doğasıyla örtüştüğünü ve kendisinde hayranlık uyandırdığını söylüyor; Hansen'in hem gazeteci hem eğlendirici hem de bir gösteri ring lideri olduğunu ekliyor. Yönetmen ayrıca To Catch a Predator'ı çocukken izlediğini, bu programın onun kurmacayla belgesel karışımı yapma biçimini şekillendirdiğini ve Close-Up ya da F For Fake gibi filmlerden önce de bu formatın etkisini hissettiğini belirtiyor.
Primetime 30 Ekim'den, You Can See Everything ise 20 Kasım'dan itibaren Birleşik Krallık sinemalarında gösterimde olacak, diyor makale. Oppenheim'in iki filmi aynı yıl içinde gündemin en çok konuşulan işleri arasına girmiş durumda ve yazı, bu iki yapımın hem üretim süreçleri hem de izleyicide yarattığı tartışmaları ayrıntılı biçimde aktarıyor.



