The Guardian'daki eleştiriye göre Taika Waititi'nin Kazuo Ishiguro romanından uyarladığı Klara and the Sun filmi biçimsellik, abartılı tuhaflık ve duygusal olarak zayıf bir anlatımla seyirciye sunuluyor; eleştiri filmde yapay zeka, aşk ve yas hakkında anlamlı veya komik bir şey söylemediğini savunuyor.

Eleştiride, filmin postmodern tuhaflık ve ironik gariplik patlamasıyla “aşırı tavırlı” ve oyunculukların “söylenemeyecek kadar” başarısız olduğu öne sürülüyor. Waititi'nin daha önceki komedi işleri (Hunt for the Wilderpeople, Thor: Ragnarok) göz önüne alındığında bu yapımın yanlış hesaplanmış ve kendini beğenmiş bir doğrultuda olduğu belirtiliyor.

Hikâyede ailelerin çocuklarına satın alabildiği “artificial friend” (AF) adı verilen robotlar yer alıyor. Filmde teknoloji kurgusunun bazı yönleri net değil; bir AF satış temsilcisinin (Natasha Lyonne) üçüncü dünya savaşı sonucu internetin yok olduğunu söylemesi gibi öğeler bulunuyor. AF'lerin içinde PEC-9 adında mor renkli, bir karakter tarafından “çok yanıcı” olduğu söylenen bir sıvı akıyor; eleştiri bunun açık bir tasarım hatası olduğunu vurguluyor.

Jenna Ortega, güneş enerjisiyle çalışan ve bu yüzden güneşi neredeyse bir tanrı gibi kutsayan naif bir AF olan Klara'yı canlandırıyor; eleştiri Klara'yı "manic pixie dream robot" diye betimliyor. Film, Klara'nın daha yeni Bluetooth tabanlı ve daha gelişmiş modellerden daha ilkel bir model olduğunu ve kusurlarının insan karakterlerin kırılganlıklarıyla paralel gösterildiğini anlatıyor.

Klara'nın hizmete girdiği ailede Mia Tharia'nın canlandırdığı 14 yaşındaki dahi Josie, pahalı bir cerrahi işlemlerle "lift" edilerek süper zekâ sınıfına alınmak üzere olan, yalnız ve belirsiz bir hastalıkla mücadele eden bir genç olarak tasvir ediliyor. Josie'nin titiz annesini Amy Adams, evin huysuz hizmetçisi Melania'yı ise Rachel House oynuyor; eleştiri Melania'nın görünüşünü filmin mizaha en yakın anı olarak not ediyor.

Mekân betimlemeleri rüyavari bir Ortabatı çiftlik manzarası şeklinde veriliyor; şehir uzakta, Oz gibi ancak yalnızca arada bir gözlemlenebilen bir yer olarak kalıyor. Klara, her sabah doğduğu görünen bir ahırdaki güneşe tapar gibi bakıyor; eleştiri bu saf inancı “tatlıca naif” bulsa da anlatının sonunda gelen ters köşe sonuca tatmin edici veya ikna edici demiyor ve sonun yapay/uyduruk olduğu kanaatine varıyor.

Yazıda, robot çocuklar ve gerçek duygular teması diğer yönetmenlerin yaklaşımlarıyla kıyaslanıyor: Hirokazu Kore-eda'nın benzer konudaki başarısız denemesi Sheep in the Box ve Kogonada'nın AI çocuk filmi After Yang'in daha ilginç ve ikna edici bulunduğu belirtiliyor. Sonuç olarak eleştiri, Klara and the Sun'ın duygusal açıdan fazla yüklendiğini, anlatı ve mizah dengesini kuramadığını ve yapay zekâ, sevgi ya da kayıp hakkında kayda değer bir söz söylemediğini öne sürüyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön