İnsanlar akıllı televizyonların sık güncellemeleri, reklam baskısı ve cihazların veri toplama potansiyeli karşısında giderek daha rahatsız oluyor. Illinois’ten 71 yaşındaki Dan, televizyonunun üst üste gelen yazılım güncellemeleri ve ücretli hizmet yönlendirmelerinden bıktığını söyleyerek cihazına bir taş fırlattı; "Günlük gibi gelen yazılım güncellemeleri hiçbir şeyi düzeltmiyordu ve özellikler çalışmıyordu" diyor. Dan sadece duygusal tepki veren bir kullanıcı değil; bilgisayar bilimi yüksek lisansı ve telekomünikasyon deneyimi olan biri olarak sorunları teknik bilgi eksikliğine bağlamıyor, cihazların “giderek bozulduğunu” söylüyor.
Akıllı televizyonlar 2000’lerin sonlarında pazara girdi; işletim sistemleri, medya oynatıcılar ve uygulamalarla donatılan bu ekranlar son yıllarda daha erişilebilir hâle geldi. Ancak daha ucuz modellerde işlemci gücü ve performans kısıtları, birkaç yıl içinde cihazların ağırlaşmasına ve yavaşlamasına neden olabiliyor. Elektronik dergisi What Hi‑Fi?'den Tom Parsons, daha hesaplı televizyonların gelişmiş özelliklerin yükü altında zorlanabildiğini belirtiyor.
Erin McQuiston ve Matthew Schroyer çifti, akıllı ekranlara yönelik şüphelerini paylaşanlardan. McQuiston, televizyonlarını neredeyse sadece "büyük bir ekran" olarak kullandıklarını, Xbox üzerinden bağladıklarında sürekli güncelleme, yama ve uygulamaların yeniden indirilmesi gibi sorunlarla karşılaştıklarını söylüyor. Schroyer ise yazılım mühendisi olarak evdeki kuralın televizyonun internete bağlanmaması olduğunu ifade ediyor: "Ev kuralı: cihaza wifi parolası verme." Çift, mahremiyet ve yoğun reklam hedeflemesi endişeleri nedeniyle ekranlarını Apple TV gibi ayrı bir kutuyla kullanmayı tercih ediyor; "Oturma odamız satılacak bir reklam panosu değil" diyorlar.
Helen Northmore, akıllı ekranlara karşı benzer kaygıları olan başka bir kullanıcı. Sağlık güvenliği için yapay zekâ dağıtımı üzerinde çalışan Northmore, dört yıl önce eski 'aptal' televizyonu aniden bozulunca yerine akıllı olmayan bir model bulmanın zor olduğunu anlatıyor. Siber güvenlik uzmanı bir partnere sahip olmalarına rağmen yeni cihazlarda kontrolü korumanın pahalı olduğunu, internete bağlanmayan çözümler için daha fazla ödeme yapmayı kabul ettiklerini söylüyor. Şu an Sky kutusuna bağladığı daha basit bir ekrandan izliyor ancak ileride benzer bir seçenek bulamama kaygısı taşıyor.
Paul adındaki Avustralyalı bir kamu çalışanı, on yıllık 'aptal' televizyonunun ömrünü tamamlamasının ardından benzer zorluğu yaşadığını anlatıyor; uzun aramalardan sonra bulduğu tek modelin internete bağlanma imkanına sahip olmadığı, sadece anten ve eski VHS gibi girişleri olan tozlu bir 40 inç televizyonda karar kıldığını söylüyor. Paul, arkadaşlarının onun eski tip televizyonuyla dalga geçtiğini kabul etse de "Benim küçük televizyonum beni casuslamıyor" diyor.
Hükümet ve yayıncılık geleceği
Bireysel tercihlerdeki bu kaygılar, yayıncılığın geleceğine ilişkin resmi tartışmalarla çakışıyor. Avustralya hükümeti, ülkenin karasal yayıncılığının geleceğine yönelik bir danışma süreci başlattı ve bazı senaryolarda geleneksel yayın hizmetlerinin yerini akış hizmetleri ve isteğe bağlı video uygulamalarının alması öngörülüyor. Benzer şekilde Birleşik Krallık hükümeti de dijital karasal televizyon yayınından 2034'ten itibaren en erken tarihte geniş bant üzerinden sağlanan hizmetlere tam geçiş planlarını içeren bir medya yeşil kağıdı yayımladı. Bu tür değişiklikler izleyicilerin yayıncı uygulamalarına ve akış hizmetlerine bağımlılığını artırabilir.
Güvenlik iddiaları ve kullanıcı müdahaleleri
Mahremiyet kaygıları somut iddialara da yol açtı. YouTube kanalı Gamers Nexus, Eylül ayında yayınladığı iki saatlik bir araştırmada bazı LG akıllı televizyonlarının çevresini kaydettiğini, hatta cihazlar çevrimdışı veya kapalıyken bile ses kaydettiklerini öne sürdü; LG bu iddiaları reddetti. Tartışma sonrasında bazı kullanıcılar televizyon anakartlarını değiştirme, bluetooth/wifi modüllerini kesme ve uzaktan kumandaların mikrofonlarını çıkarma gibi müdahalelere başvurdu. Bazı çevrimiçi videolar, kullanıcıların bu tip modifikasyonlara dair uygulamalarını gösteriyor.
James adlı bir kullanıcı, uzaktan kumandanın mikrofonunu kendisinin çıkardığını ve bunun basit bir işçilikle mümkün olduğunu belirtiyor: "Mikrofonu kazımak kadar basitti ve kumanda hâlâ çalışmaya devam etti." Bu tür müdahaleler, özellikle çocukların mahremiyeti konusunda endişe duyan ebeveynler için cazip olabiliyor; James, izinsiz dinlemenin çocuğun özel anları hakkında bilgi edinebileceği uyarısını yapıyor.
Sonuç olarak, memnuniyetsizlik ve tartışmalar bazı kullanıcıları ekranlarını 'az akıllı' tutmaya veya eski tip cihaz aramaya yönlendirirken, başka kullanıcılar da açık bir biçimde televizyonlarını modifiye ederek kontrolü geri almaya çalışıyor. Makalede belirtildiği gibi, elektronik cihazları kurcalamanın uzmanlara bırakılması gerektiği uyarısı olmasına karşın, kimi kullanıcılar için en yalın çözümün sert bir tepki —Dan'in dediği gibi "ekrana taş atmak"— olduğunu ifade etmesi de dikkat çekiyor.



