Greg Wise, The Guardian için kaleme aldığı yazıda Emma Thompson ile birlikte geçirdikleri başarısız tüp bebek (IVF) döngülerinin kendilerinde yarattığı derin kayıp, utanç ve sonrasında terapiyle başlayan iyileşme sürecini anlattı. Doktorun “Bu deneme başarılı olmadı” sözünü aktardığı bir muayene odasında yaşadıkları sessiz yasın, fiziksel bir ölüm yokken bir ihtimalin, beklenen bir geleceğin kaybı olarak nasıl ağır bir yas yarattığını paylaştı.

Wise, Emma ve kendisinin farklı zamanlarda taşıdıkları eski kayıpların ve hayal kırıklıklarının biriktiğini; Emma’nın önceki evliliğinin bitimi, babasının felç ve ölümü ile çocukluğunda yaşadığı diğer aile trajedilerinin onun omuzlarında kronik bir yas bıraktığını yazdı. İkili ilk olarak Sense and Sensibility çekimlerinde tanışmış, setin koruyucu, sahteci atmosferinde birbirlerine sığınmışlardı; gazetelerin baskısı altında bir süre Los Angeles’a kaçıp dönerek ilişkilerini yeniden şekillendirmişlerdi.

Evlilik sonrası aile kurma isteğiyle başladıkları süreçte doğal yollarla hamile kalamadıklarını, testler sonucu sorunun Emma’da olduğunu ve doğal yoldan tekrardan çocuk sahibi olamayacaklarını öğrendiklerini aktardı. IVF’ye başlamak zorunda kaldıklarını, tedavinin hem olağanüstü hem de zalimce olduğunu; kararlar, enjeksiyon programları, taramalar ve embriyo transferleri arasında umut ve umutsuzluk arasında gidip geldiklerini anlattı. Wise, tedavinin Emma için fiziksel olarak yorucu, acı verici ve hormonların etkisiyle yıpratıcı olduğunu ifade etti.

Yazıda ilk IVF denemelerinden birinin Emma’nın 40. yaşına çok yakın bir dönemde olumlu çıktığını, bunun sonucunda kızları Gaia’nın dünyaya geldiğini belirtiyor; ancak sonraki denemelerin tekrar tekrar başarısız olduğuna ve sonunda devam etmeme kararını verdiklerine değiniyor. Bu kararın rasyonel olsa da duygusal olarak dayanılmaz olduğunu, çiftin “komplike yas”a kaydığını ve derin bir depresyona sürüklendiğini anlatıyor.

Wise, başarısızlığın kendisinde yarattığı “erkeklik” ve “kısırlık” bağlamlı utanç ve mağlubiyet duygusunu dürüstçe itiraf ediyor: Yardım edememenin getirdiği çaresizlik, kurtarıcı rolünü oynayamamak ve kendi erkeklik algısının sarsılması üzerine düşüncelerini paylaşıyor. Tedavi sürecinde erkeğin görevini “biraz sperm vermek”e kadar indirgenmiş bir ajanssızlık olarak tanımlıyor ve bunun psikolojik yükünü anlatıyor.

Birçok döngü sonrasında Wise’ın kendi içinde çöktüğünü, karanlığa düştüğünü ve profesyonel yardım alma gereksinimini kabul etmekte zorlandığını yazıyor. Terapiye başlama isteksizliği ve terapiye dair önyargıları olduğunu, ancak acısının terapiyi denemekten daha büyük olduğunu fark ettiğini belirtiyor. Başladığı sürecin onun için dönüştürücü olduğunu aktarıyor.

Terapi deneyimini ayrıntılı biçimde tarif eden Wise, tedavide klasik terapötik klişe beklentilerinin aksine ilk başta konuşanın kendisi olduğunu, duygularını adlandırmakta zorlandığını ve utançla mücadele ettiğini anlatıyor. Daha sonra bilişsel-analitik terapi (CAT) ile çalışmasının ona uygun geldiğini; problem çözme ve görsel düşünme tarzının, geçmişin katmanlarını açığa çıkarıp yeniden inşa etmeye yardımcı olduğunu söylüyor. Terapi sayesinde uzun süredir taşıdığı “kurtarıcı” kimliğini, çocukluğa ve aile dinamiklerine uzanan nedenleriyle görmek ve bırakmak mümkün olmuş.

Wise ayrıca çift olarak yaslarını farklı biçimlerde yaşadıklarını, Emma’nın duygusal derinliği ile kendisinin düşünsel yaklaşımının birbirlerini anlamakta zorluk yarattığını ifade ediyor. Terapinin kendisine hem kendi yasını tanıma hem de eşinin yasını daha iyi görme imkânı verdiğini, bunun da ilişkilerini yeniden şekillendirmede etkili olduğunu yazıyor. Sonuç olarak, terapi sürecinin ve kızları Gaia’nın varlığının, geçmişte yaşanan kayıplara rağmen aile olarak var olmanın önemini ve şükran duygusunu ön plana çıkardığını belirtiyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön