The Guardian tarafından kaleme alınan inceleme, Adultery adlı altı bölümlük diziyi, güçlü oyunculuklara rağmen klişe ve inandırıcılıktan uzak bir yapım olarak tanımlıyor ve eleştirmenin temel kanaati ilk paragrafta net biçimde ifade ediliyor.

İncelemeye göre hikâye, orta yaş bunalımındaki Beth (Romola Garai) ile Tom (Dominic Cooper) arasındaki kaçamakla ilerliyor; Beth iki çocuklu, bir zamanlar kişisel antrenörlük işiyle meşgul olmuş ve yakın zamanda bu işi kaybetmiş bir kadın olarak çiziliyor, Tom ise evli bir aile hekimi. Yazar Danny Brocklehurst imzalı işin anlatımının “by-the-numbers” yani ezberden yapıldığı ve temaların yüzeysel kaldığı vurgulanıyor.

Kronoloji metinde ayrıntılı veriliyor: İkili ilk olarak Beth’in bisikletten düşürüp Tom’un el bileğini yaraladığı bir hastane bekleme odasında karşılaşıyor; daha sonra Tom’un bahçe partisinde, ardından muayenehanede aralarında bir çekim başlıyor. Eleştirmen bu karşılaşmaları ve fiziksel yakınlaşmayı betimlerken sahnelerin inandırıcılığını sorguluyor ve bazı anlatı öğelerini alaycı bir dille aktarıyor.

İlişkinin ilerlemesiyle çiftin arabada seks yapmaya başladığı, ardından Beth’in miras kalan bir evi hatırlayıp orada daha rahat olacaklarını düşündükleri, fakat bunun yerine Tom’un Lakeland (Lake District) bölgesindeki kır evine gitmek zorunda kaldıkları anlatılıyor. Burada “külütten fare dışkılı”, kırılgan bir antrede tehlikeli bir şekilde sallanan antre masası üzerinde cinsel sahneye girildiği eleştirmen tarafından hem detaylandırılıyor hem de absürtlük olarak işaret ediliyor.

Çocukların bakış açısı ve alt-öykü de inceleniyor: Ollie ve Jess isimli gençlerin Blackpool’a kaçıp gün boyunca lunapark keyfi yaptığı, ebeveynlerin ihaneti sürerken onların dünyasının hala cinselliği bir yenilik olarak gördükleri; lunapark sahnesinin eleştirmen tarafından metafor olarak yorumlandığı ve dizinin bu tür göndermeleri fazla rahat kullandığı belirtiliyor.

Eleştirmen, dizide sık sık rastlanan inandırılmazlıkları örneklerle sıralıyor: bir karakterin tabuttaki eski eşe yönelik uygunsuz cümlesi, soğuk hafta sonu kaçamağında yüzme sahnesinin kıyafet seçimi, bileği yaralı bir doktorun işlevsel bir askı yapamayışı gibi ayrıntılar sorgulanıyor. Ayrıca dizinin sınıf göndermeleri ve orta yaş ilişkilerinin problemlerine dair yorumlarının kaba ve zorlayıcı bir üslupla sunulduğu savunuluyor.

Olumlu noktalara da yer veriliyor: Romola Garai ve Shelley Conn başta olmak üzere oyuncuların merkez performanslarının güçlü olduğu, zaman zaman dizinin ne olabileceğine dair ipuçları verildiği fakat bu anların bütünün içinde yetersiz kaldığı ifade ediliyor. Genel kanaat, yetenekli oyunculukların bile hikâyenin tekrara düşmesini ve karakterlerin inanılmazlığını kurtaramadığı yönünde.

Sonuç olarak inceleme, Adultery’nin iyi oyunculara rağmen klişe, zayıf inandırıcılık ve fazla didaktik sınıf tartışmalarıyla dolu olduğunu; izlemeye değip değmeyeceğine dair kararı izleyicinin takdirine bırakarak eleştirmen için “neredeyse uğraşmaya değmeyen” bir iş olduğunu belirtiyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön