Lance Oppenheim ve Nathan Fielder imzalı belgesel You Can See Everything, ismi ve konusu etrafında büyüyen bir izleyici ilgisiyle sahnede beklenmedik bir gişe performansı sergiliyor; gazeteye göre film ikinci haftasında gişesini %25 artırarak ek gösterimlerle 19,5 milyon dolar daha kazandı ve Kuzey Amerika’da 45 milyon doları aşarak A24 için en büyük işlerden biri haline geldi. Yazıda, filmin yaklaşık sekiz hafta önce duyurulmuş olmasına rağmen üç saatlik süresiyle geniş kitlelere ulaşmasının şaşırtıcı bulunduğu vurgulanıyor.

Gazetecinin New York’taki tekrar gösterimde yaptığı gözlemler, salon tepkilerinin güçlü ve çoğu zaman karışık olduğunu ortaya koyuyor: tam dolu 300 kişilik bir salonda seyircilere bakıldığında izleyici demografisinin belirgin şekilde genç olduğu, konuşulanların çoğunun yirmili yaşlarda olduğu ve pek çoğunun son zamanlarda sinemaya sık gelmeyen kişiler olduğu kaydedildi. Birçok izleyici, belgesel meraklısı olmadığını, bu tür işlere daha çok akış platformlarında rastladıklarını belirtti.

Hikayenin çarpıcı unsurlarından biri, filmin Elizabeth Holmes adlı medikal teknoloji skandalının merkezindeki figüre odaklanması ve bunun etrafında kurulan ayna-gösteri mekanizması: gazeteye göre belgesel hem Holmes’u hem de Fielder’ın varlığını kullanarak sinemada beklenmedik tepkiler yaratıyor. İzleyicilerin bir kısmı Fielder’ın tanıdık komik kimliğini ve Holmes’un kamuoyundaki notoritesini, diğerleri ise TV dizisi The Dropout üzerinden edinilmiş bir aşinalıkla filme gelme sebepleri arasında saydı.

Sosyal medyanın rolü öne çıkıyor; birçok izleyici Instagram ve TikTok’ta paylaşılan klipler nedeniyle filmin “kültürel bir an” gibi algılandığını söyledi. Haberde, sosyal ortamda dolaşan kısa videoların ve online konuşmanın, izleyicileri sinemaya çekmede belirleyici olduğu, buna karşın gösterimdeki beklenmedik dönemeçlerin hâlâ sürpriz olarak kaldığı belirtildi: özellikle filmin orta noktasındaki sürpriz isim çoğu genç izleyici tarafından önceden bilinmiyordu.

Gösterim esnasındaki tepkiler inişli çıkışlıydı; bazı anlarda izleyiciler kahkahalarla tepki verirken bazen de gerilimli bir sessizlik hakimdi. Holmes’un hapishaneye gitmeden önce çocuklarından ayrılma ihtimalinden söz ederken gözyaşlarına düşmesi ve Fielder’ın “that must be hard” (bu zor olmalı) tepkisi salonda büyük kahkahalar yarattı; fakat genel duygu izleyicilerin anlık olarak kararı sorgadığı, bazen karışık empati ve şüphe arasında gidip geldikleri şeklindeydi.

Filmdeki bir diğer anekdot, gösterimde beklenmedik misafir olarak sahneye çıkan bir ismin Holmes’un partneri Billy Evans’ı “batshit crazy” diye tanımlamasının salon tarafından alkışla karşılanmasıydı; aynı zamanda kapanış kredilerine yönelik alkışın da bölük pörçük olduğu kaydedildi. Bu gözlemler, filmin hem kara mizah hem de daha rahatsız edici tonlar arasında salındığını gösteriyor.

Yayıncının geleneksel açılış gece anketleri (CinemaScore) kapsamına girmemesi ve bunun yerine PostTrak gibi farklı izleyici anketlerinin yüksek olumlu sonuçlar vermesinin filmin ilerleyen dönem performansı için etkili olabileceği değerlendirilmiş; yazıda filmin Kuzey Amerika’da 100 milyon dolar barajını geçebileceği olasılığından söz edilirken bunun yalnızca Michael Moore’un Fahrenheit 9/11 belgeselinin başarabildiği bir durum olduğuna dikkat çekiliyor. Gazete, bu başarının Obsession, The Odyssey ve A24’ün diğer sürprizleriyle birlikte sinema izleyicilerinin beklenenden daha farklı işlere ilgi duyduğuna işaret edip etmediğinin henüz net olmadığını not ediyor.

Yazıda ayrıca You Can See Everything’in Primetime gibi A24 bünyesindeki diğer sürpriz başarılarla kıyaslandığı, bazı izleyicilerin Primetime’ı görmüş ve yönetmen ortaklığı farkında oldukları, fakat pek çok kişinin yüksek profilli sinema yıldızlarından ziyade TV’den tanıdık yüzlerin sinema perdesine çekme gücünden söz ettiği aktarılıyor. Makale, filmin sunduğu belirsizlik ve izleyiciyi karar anında bırakma halinin yapımcılar açısından şaşırtıcı şekilde iyi işlediğini, bunun da modern sinema tüketiminde izleyici-vibes denilen ortak deneyim arayışına işaret edebileceğini belirtiyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön