Stephen Graham, yeni 10 bölümlük psikolojik gerilim Nocturne’de Jurek Walter adlı çoklu katili canlandırarak izleyiciyi ekrana kilitleyen bir performans sergiliyor; eleştirmen, Graham’in izleyeni hem büyüleyen hem de dehşete düşüren varlığı üzerinde yoğunlaşıyor.
Walter, Riverside akıl hastanesinin bodrumlarında ömür boyu hapisli olarak tutuluyor; kurbanlarının ölümlerini uzatarak hem bireyleri hem de ailelerini işkence eden Walter, push-up yapıyor, tuvaletinin arkasına kaçak mal saklıyor ve borular aracılığıyla fısıldayarak mahkûmları intihara sürüklüyor. Graham’in kaslı, olağandışı sakin ve ara sıra çıkan ince tiz kahkahalarıyla tasviri "mesmerising and utterly terrifying" olarak tanımlanıyor.
Walter kısa sürede yeni hemşiresi Karl’ın (Rory Culkin) zaaflarını kullanmayı başarıyor; Karl genç, deneyimsiz ve duygusal olduğu için kadronun uyarılarını dinlemiyor. Eski bir hemşirenin not ettiği gibi Walter, insanın ona acımasına yol açma yetisine sahip; metinde Walter için “insanları canlı gömen bir adam” ifadesi aktarılıyor. Zamanla Karl, kişisel bilgilerini verir ve Walter’ın sözde avukatına yasa dışı mesajlar iletmeye başlar.
Walter’ın mahkûm edildiği cinayetlerin yanı sıra iki çocuk, Michael ve Felicia Frost’un kaçırılması ve öldürülmesinden de şüpheleniliyor; ancak cesetleri asla bulunamamış. Michael (Landon Valentin) üç yıl sonra ormandan çıkıp geldiğinde, Frost davasında görevli olan Jonah Lynn göreve dönüp hatasını ve Felicia’nın nerede olabileceğini araştırmak için gönüllü emeklilikten çıkıyor. Lynn karakteri (Liev Schreiber), metinde eşi ve oğlunu bir kazada, ortağını ise intiharda kaybetmiş olarak betimleniyor; yazar bunun Lynn’i daha az ihtiyatlı mı yoksa daha amansız mı yapacağı belirsizliğinin hikâyeye nüans kattığını belirtiyor.
Lynn’in vefat eden ortağının çocuğu Saga (Zazie Beetz) FBI ajanı olarak onun yerine geçmiş bir bağ oluşturuyor; bu yüzden polisler Walter’ın bir notu aracılığıyla bir işbirlikçiye Michael’ı serbest bırakması için mesaj gönderdiğini düşünmeye başladığında Saga, hastanede hasta kılığına girerek içeriden bilgi toplamayı öneriyor.
Saga, uzun süreli kurum bakımında bulunan annesiyle yaşadığı deneyimi kullanarak hapları saklama, personelin saldırılarını savuşturma ve kötü davranışlarda bulunma gibi taktiklerle kendini Walter’ın komşusu olacak şekilde bodrum katına gönderiyor. İnceleme, "suçlu bir şekilde delirmiş gibi davranmanın kendi akıl sağlığını tehlikeye atıp atmayacağı" ve "başkalarının zaaflarını deşip sömüren birine ilişki kurmanın sonuçları" gibi etik ve psikolojik soruların dizide tekrarlandığını vurguluyor.
Dizi, Rowan Joffé tarafından Joona Linna serisinin iki cildinden uyarlanmış; yazar Lars Kepler’ın bir takma ad olduğu ve gerçekte Alexander Ahndoril ile Alexandra Coelho Ahndoril adlı evli yazar ikilisi tarafından kaleme alındığı metinde belirtiliyor. Scandi noir geleneğindeki yavaş yükselen gerilim Nocturne’da da var, ancak dizi daha dar bir odakla Walter’ın çevresindekiler üzerindeki anlık etkisine yoğunlaşıyor; bu durum bazı karakterlerin az gelişmiş kalmasına yol açıyor.
Bill Camp’ın travmalı polis şefi ve Chrissy Metz’in çocukların annesi rolleri gibi yardımcı performanslar övgü alırken, eleştiri dizinin zamanla biraz zayıfladığı; bazı dönemeçler ve açıklamaların duygusal olarak yeterince ayrıntılı hale getirilmediği görüşünü aktarıyor. Yine de Graham sahneye geri döndüğünde performansının yarattığı adrenalin izleyici üzerindeki etkisini tekrar hissettiriyor; inceleme, insan kaynaklı tehdidin doğaüstü korkudan daha ürkütücü olduğunu düşünenler için diziyi özellikle uygun buluyor.



