The Guardian, korku sinemasının en etkileyici özel efektlerini 20 film üzerinden sıralayan bir liste yayımladı; listede John Carpenter’ın The Thing (1982) birinci, Ridley Scott’ın Alien (1979) ikinci, John Landis’in An American Werewolf in London (1981) üçüncü olarak yer alıyor. Yazıda her filmin hangi tekniklerle ve hangi efekt ustalarının katkısıyla hafızalara kazındığı, set anekdotları ve bazı çarpıcı detaylar ayrıntılı şekilde aktarılıyor.
Listenin alt sıralarında Hideo Nakata’nın Ring (1998) VHS kasetten çıkan Sadako sahnesindeki geleneksel pratik yaklaşımdan, Victor Sjöström’ün The Phantom Carriage (1921) filmi için kullanılan çift pozlama tekniğine kadar farklı dönemlerin kamerada çekim çözümleri anlatılıyor. Öğrenci-i̇le ilgili expressionist etkilerle The Student of Prague (1926) ve FW Murnau’nun negatif çevirme, hızlandırma ve stop-motion gibi in-camera efektleriyle dikkat çeken Nosferatu (1922) gibi sessiz dönem yapımlarının yöntemleri de öne çıkıyor.
Yazıda 1970–80 kuşağının etkileyici uygulamalarına geniş yer veriliyor: Dawn of the Dead (1978) filmi, Tom Savini’nin splatter makyajıyla tanımlanırken, Tetsuo: The Iron Man (1989) düşük bütçeli ama titiz stop-motion ve zaman atlamalı montajla beden dönüşümünü gösteriyor. The Invisible Man (1933), Dr Jekyll and Mr Hyde (1931) ve Eyes Without a Face (1960) gibi filmler de oyuncu makyajı, renk filtreleri ve rahatsız edici cerrahi sahnelerle listede yer alıyor.
The Exorcist (1973) bölümünde Linda Blair’in 360 derece kafa dönüşü efektinin animatronik bir kukla sayesinde sağlandığı; The Birds (1963) sahnelerinde montajın etkisiyle birlikte bazı kuşların kıyafete naylon iplerle bağlandığı ve Tippi Hedren’in söz konusu sahneyi çekmenin "hayatının en kötü haftası" olarak tanımladığı aktarılıyor. Eraserhead (1977) yaratığına ilişkin olarak ise David Lynch’in tasarımı ve kaynakta geçen iddiaya göre emballe edilmiş bir buzağı fetüsünden ilham alındığı notu bulunuyor.
Orta sıralardaki The Howling (1981) ve The Fury (1978) gibi yapımlarda Rob Bottin ve Rick Baker gibi efekt ustalarının döneme damga vuran pratik dönüşümlerinden bahsediliyor; Society (1989) bölümünde ise Screaming Mad George’un grotesk, dalgalı şiddet içeren eserleriyle sınıf eleştirisini birleştiren “shunt” finaliyle öne çıktığı anlatılıyor. Scanners (1981) maddesinde kafanın patlatılmasına yönelik mekanik düzeneklerin, kalan hamburger atıklarıyla doldurulan bir alçı kafanın sahnede kullanılmasıyla gerçekleştirildiği belirtiliyor.
Listenin ilk beşinde Society, Scanners, An American Werewolf in London, Alien ve The Thing ayrıntılı biçimde ele alınıyor. An American Werewolf in London için Rick Baker’ın ödüllü makyaj çalışması; Alien’in göğüsten çıkan yaratığı için John Hurt’ın gövdesinin mekanik bir gövdeyle değiştirilip sıkıştırılmış hava ve hayvan bağırsakları kullanıldığı, masanın altındaki kuklacılar tarafından canlandırıldığı; The Thing’te ise Rob Bottin’in insan ve hayvan anatomisinden beslenen, hem iğrenç hem de güzel olarak tanımlanan şekil değişimleri ve özellikle bir jeologun başının gövdeden ayrılıp örümcek bacaklarıyla kaçmaya çalıştığı sahne vurgulanıyor. The Thing bölümünde kitaptaki satırlardan alınmış bir replik olarak Palmer’ın “You’ve gotta be fucking kidding.” sözünden alıntı yapılıyor.
Genel olarak yazı, korku sinemasında özel efektin evrimini ve farklı dönemlerde tercih edilen teknikleri örnek filmler ve set anekdotları aracılığıyla gösteriyor; efekt ustalarının isimleri, kullanılan yöntemler ve bazı provokatif ayrıntılar (örneğin set objeleri veya saklanan makyaj parçalarıyla ilgili iddialar) kaynak metinde yer aldığı şekilde aktarılıyor. Haber metni, orijinal listede yer alan 20 filmi ve en dikkat çekici efekt hikâyelerini kronolojik bir çerçevede ve kaynak bilgisine sadık kalarak sunuyor.



