Bafta TV ödülleri sonrasının sabahında yapılan görüşmede Awkwafina (Nora Lum), Apple TV için çektiği yeni dizisi Awkwafina: The Unlikely Cook’u anlattı; yıldız, ülke çapında Asya Amerikalı şeflerin yanına giderek ailelerinin kapalı kalan Kanton restoranını canlandırma umuduyla yemek öğrenmeye çalışıyor ve proje açıkça çok kişisel bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Lum programa katılırken kendi ifadesiyle “pişiremiyorum” dese de ilk bölümde wok, sıcak yağ ve keskin bıçaklarla başa çıkarken gerçek bir yetenek gösterdiğini, yemekle ve misafirperverlikle kurduğu derin bağın programın ısısını oluşturduğunu söylüyor. Yapım, sahici mizahını sahne adıyla ilişkilendirilen tuhaf kişilikten çok Lum’un yemek ve ağırlama tutkusu ile büyükannesine olan sevgisinden alıyor.

Programda Lum’un ailesinin New York’ta 1950’lerde Flushing, Queens’te açtığı Lum’s adlı restoranın hikâyesi de anlatılıyor; kaynak, Lum’un büyükbabasının bu restoranın ailenin Amerika’ya gelişinin yolu olduğunu, restoranın 1982’de kapandığını ve aile için kaybedilmiş bir aile üyesi gibi anıldığını aktarıyor. Lum, projeyle ailenin geçmişine dönmenin ve gerekirse aile ismini onurlandırmanın kendisi için anlamlı olduğunu söylüyor.

Dizide ayrıca Lum’un gerçek hayat arkadaşı oyuncu Jimmy O Yang’ın etkileyici performansı ve Lum’un ailesiyle kamera karşısına çıkması dikkat çekiyor; yapımın, 2020’deki Awkwafina Is Nora from Queens’e göre daha biyografik olduğu vurgulanıyor ve programın bazı sahnelerinin Lum’un kendisini daha ciddi ve panik halinde gördüğü nadir anları kayıt altına aldığı belirtiliyor. Görüşmeyi yapan gazeteci, Lum’la yapılan röportajdan birkaç ay sonra Lum’un büyükannesinin vefatını Instagram duyurusunda gördüğünü de aktarıyor.

Lum, büyükannesiyle çalışmanın çılgınca olduğunu, onu uzun zamandır projelere davet ettiğini ve büyükannesinin kameraya verdiği doğal tavrın işe yaradığını anlatıyor; büyükannenin menü önerileri ve esprili yorumları projenin samimiyetini artırmış. Ancak program, aynı zamanda aile restoran işletmeciliğinin göçmen kuşak üzerindeki bedelini de gösteriyor: Lum’un büyükbabasının ve büyükannesinin iflas sonrası işlerini ve evlerini kaybettikleri, bir süre tek odalı bir dairede yaşadıkları ve büyükannenin bunun üstesinden tam olarak gelemediği metinde yer alan ayrıntılar arasında.

Gazeteciyle konuşurken Lum, göçmen kuşağın çocukları için restoran işinin nasıl hem fedakârlık hem de tekrar edilmemesi istenen bir miras olduğunu söylediğini aktarıyor; Lum, programı politik bir tavırla yapmadıklarını ama Çin-Amerikan yemek hikâyesini anlatırken göçmenlik ve kimliğin göz ardı edilemeyeceğini belirtiyor. Programın sonunda Lum’un kalıcı bir Lum’s restoranı açma fikrinin hâlâ “işlenmekte olduğu” ve kesinleşmediği ifade ediliyor.

Röportaj aynı zamanda Lum’un kişisel anekdotlarına da yer veriyor: okul yıllarında kötü bir öğrenci olduğunu, yaz okulunda beden eğitimi dersini defalarca tekrar etmek zorunda kaldığını ve babasının onu et müfettişi olmaya yönlendirdiğini; hâlâ bazı devlet iş listelerinde adının olduğunu söylüyor. Ayrıca çekimler sırasında Kentucky’de kendi kahvaltısını —ıspanaklı, peynirli dört yumurtalık omlet— yapmayı öğrendiğini ve yemeğe dair ufak denemelere başladığını anlatıyor.

Metin, dizinin samimiyeti, aile tarihinin anlatımı ve Lum’un kamera karşısında kendisini izlemekten duyduğu gariplikle ilgili içeriği koruyor; ayrıca yapımın Apple TV’de “Cuma’dan itibaren” yayımlandığı bilgisi kaynaktaki ifadeyle aktarılıyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön