The Guardian Culture sayfasında yayımlanan yazılarda Dafne Keen ve Harriet Walter, oyuncu Patrick Stewart ile çalışırken yaşadıkları anıları ve gözlemlerini paylaştı. Dafne Keen, Stewart ile 11 yaşındayken Logan'da çalışma ayrıcalığını yaşadığını belirterek onun sıcaklığı, mizahı ve cömertliğinin seti nasıl dönüştürdüğünü anlattı. Stewart'ın çevresindekilere hep bir şeyin içine dahil oluyormuş hissi verdiğini, dersleri öyle bilgece aktardığını ki öğretildiğinizi bile fark etmediğinizi yazdı.
Dafne, Stewart'ın sınırsız şaka deposu sayesinde uzun ve yorucu set günlerinin nasıl uçar gibi geçtiğini, bir ev setinde köpeğin eksik olduğunu söylediğinde onun köpek gibi havlamaya başlayıp Dafne'yi kahkahalara boğduğunu örnek verdi. Stewart'ın hem çocuklara hem akademisyenlere ulaşabilen bir dil değiştirme yeteneği olduğunu; Shakespeare, Ibsen, Chekhov ve Pinter'dan parçalar paylaşarak ekibi özel bir dünyaya davet ettiğini aktardı.
Keen, Stewart'ın koruyucu bir sahne arkadaşı olduğunu, bir 11 yaşındaki çocuğu bile dinlenmiş, saygı görmüş ve dahil edilmiş hissettirdiğini; onun Professor X tekerlekli sandalyesinin kolunu sertçe ittiğinizde çok hızlı gittiğini gizlice söyleyip kendisini davet ederek sette oyuna yer açtığını anlattı. İlk günlerinden birinde yoğun bir çekimden sonra Stewart'ın kendisine "Hiç fark ettin mi, filmlerde hiç kimse hapşırmaz mı?" diye sorduğunu, bunun üzerine birlikte bir sahneye hapşırma sokmaya karar verdiklerini hatırladı; bu tür gözlemlerinin hem absürt hem parlak olduğunu vurguladı.
Dafne, Stewart'ın oyunculuğun eğlence olma yönünü hiç kaybetmediğini, insanların sadece bir iş yapmak için değil bir şeye katkı sağlamak, denemek ve zevk almak için orada olduklarını hissettirdiğini; kendisine setin yabancı dünyasında küçük bir sığınak kurduğunu ve ondan çok şey öğrendiğini belirtti. Yazısını, Stewart'ın kendisi için hem meslektaş hem oyunculuk profesörü olduğunu ve ona duyduğu hayranlığı ve minnettarlığı ömrü boyunca taşıyacağını söyleyerek bitirdi.
Harriet Walter ise Stewart'ın şöhreti en iyi şekilde yaşadığını düşündüğünü anlatırken Michigan'da bir Amerikan futbolu maçında onun takım şapkası takarak kalabalık içinde anonim dolaştığı anıyı aktardı. Walter, Stewart'ın daha sonra devre arasında Michigan Marş Bandosu'nu TV tema parçalarından bir derlemeyle yönettiğini ve o an hiç bu kadar coşkuyla dolu birini görmediğini yazdı.
Walter, aynı gece Antony and Cleopatra'da birlikte oynadıklarını, Stewart'ın hâlâ çok canlı olduğunu ve onun anın içindeki bu canlılığının rol arkadaşına da geçtiğini aktardı. Stewart'ın ünlülüğün geç gelmesini en iyi şekilde yaşadığını, bir çiftin cinsel kimyasının kostüm ve dekordan ziyade zihinlerindeki ve sözsel düellosundaki etkileşimle ilgili olduğunu öğrendiğini yazdı.
Walter ayrıca Stewart'ın merak ve cesaretinin ona dolu dolu bir yaşam kazandırdığını belirterek, onu tanımanın kendisi için bir nimet olduğunu ekledi. Her iki yazı da Stewart ile ilgili kişisel anekdotlar, sahne arkası gözlemler ve onun çalışma biçimine dair somut örnekler sunuyor; yazarlar Stewart'ın mesleki ustalığını, öğreticiliğini, oyuna ve insanlara yaklaşımındaki sıcaklığı öne çıkarıyor.



