Viral Nation’ın Head of Creator Relations’i Chloe Morris, içerik üreticilerinin bir yöneticiyi ne zaman aramaları gerektiğine dair net bir eşik olmadığını; asıl ölçütün takipçi sayısı değil, üreticinin ne kadar desteğe ihtiyaç duyduğu ve hedeflerinin ne olduğuyla ilgili olduğunu söylüyor. Morris, yöneticiyle çalışmayı düşünmeden önce üreticilerin en az bir solo marka anlaşması yapmış olmalarını öneriyor; bunun, sürecin hangi kısımlarından keyif aldıklarını ve nerede yardıma ihtiyaç duyduklarını görmelerine yardımcı olduğunu belirtiyor.
Morris’in verdiği tavsiye, çevrimiçi platformlarda beklenmedik şekilde büyüyen üreticilerin karşılaştığı tipik bir senaryoya dayanıyor: Küçük bir tavsiye videosu bir anda viral olup 50.000 takipçi kazandırabiliyor ve markaların, platformların ve para kazanma tekliflerinin kapıyı çalmasına neden olabiliyor. Böyle bir büyüme, üreticiyi içerikten kariyer inşa etme konusunda karar vermeye zorluyor ve bu noktada bir yetenek yöneticisi sürecin önemli bir kırılma noktası olabiliyor.
Morris, takipçi sayısı gibi metriklerin tek başına belirleyici olmadığını vurguluyor; üreticinin uzun vadeli hedefleri, hangi becerileri olduğunun ve hangi işlerin zevk verdiğinin tespit edilmesinin daha belirleyici olduğunu söylüyor. Özellikle bir marka anlaşması deneyimi, üreticinin marka ortaklığı sürecini anlaması, müzakere ve uygulama aşamalarında nerede yardıma ihtiyaç duyduğunu görmesi açısından kritik sayılıyor.
Morris içerik üreticilerinin yolculuğunu üç aşamada tanımlıyor. Birinci aşama, platformlardan gelir elde etmeye başlayabilmek için gereken eşiklerin tutulması; örnek olarak YouTube AdSense veya Twitch’in affiliate statüsü gibi platform içi gelir kanalları veriliyor. İkinci aşama, ajansların devreye girdiği ve markalarla entegrasyonlar, sponsorluklar veya marka elçiliği gibi anlaşmalarla daha ileri bir monetizasyon seviyesine geçilen dönem.
Bu ikinci aşamada ajanların rolü, artan marka iletişimlerini yönetmek, sözleşmeleri makul hâle getirmek ve üreticinin aleyhine olabilecek hususlara müdahale etmek gibi pratik işleri üstlenmek. Morris, üreticilerin genellikle outbound e-postalar göndermek veya sözleşme maddelerini kırpmak gibi idari işler için içerik üretmeye başlamadıklarını; bu işlerin ajanslar tarafından profesyonelce ele alınmasının önemli olduğunu söylüyor.
Üçüncü aşama ise üreticinin kendi fikri mülkiyetini piyasaya sürmesi; kitap, fiziksel ürün veya podcast gibi çalışmalarla portföyünü genişletmesi olarak tanımlanıyor. Morris’e göre marka anlaşmalarının değeri, üreticinin ürün satma ve kitlesiyle etkili bir ilişki kurma yeteneğini göstermesiyle ölçülüyor ve bu, kendi IP’sini geliştirmek için bir basamak işlevi görüyor.
Morris ayrıca üreticilerin ne kadar yönetim almak istediklerini kontrol etmeleri gerektiğini vurguluyor: bazıları sadece e-posta ve sözleşme yönetimi isterken, bazıları prodüksiyon desteği, ekip kiralama veya içeriklerinin farklı platformlara (ör. FAST kanalları) taşınması gibi daha kapsamlı hizmetlere ihtiyaç duyabiliyor. Viral Nation’in farklı destek seviyeleri sunduğunu belirten Morris, ajans aramanın "hızlı randevulara" benzediğini; çok sayıda görüşme yapıp aynı soruları sormak ve en uygun uyumu bulmak gerektiğini söylüyor.
Son olarak Morris, bir ajansın esas rolünün üreticinin en büyük destekçisi olmak olması gerektiğini; ajansın üreticiyi ve ürettiği sanatı gerçekten seven bir taraf olmasının önemli olduğunu belirtiyor. Morris, temsilciliğin üreticiyi güçlendirecek ve onların en iyi yaptığını yapmaya devam etmelerini sağlayacak bir ilişki olması gerektiğini vurguluyor.



