Bernie Taupin, Elton John ile olan uzun süreli ortaklık geçmişine rağmen bu kez tamamen kendi sesini ortaya koyduğu solo albümü The Sea Has No Mercy ile gündemde. Guardian'a verdiği röportajda, albümün Nashville'de kaydedildiğini, yapımcısının Frank Liddell olduğunu ve Lee Ann Womack'in geri vokallerde yer aldığını söyledi; ayrıca albümde hem sözleri hem de müziği kendisinin yazdığını belirtti, bu nedenle çalışmayı "geç yaşam manifestosu" olarak tanımladı.

Taupin, 76 yaşında olduğunu ve vokalinin deneyimden kaynaklanan bir patina kazandığını söylüyor; albümde folk, country, ambient dokular ve beklenmedik sert yönelişlerin bir araya geldiğini, örnek olarak Tom Waits'i anımsatan, hırçın bir tınıya sahip Joker şarkısını gösteriyor. Taupin, albümde "biraz homurdanma" olduğunu ve yaşının bu tür söylemlere izin verdiğini ifade ediyor: "Oh, that’s a rant, basically, about how we live. I mean, there’s a lot of ranting on this album, but I absolutely believe that, at my time of life, we’re allowed to do that. This album is a sort of late-life manifesto. It’s very much me at this point in time." (Kaynak metnindeki İngilizce alıntı röportajdan alınmıştır.)

Röportaj, Taupin'in ün ve anonimlik arasındaki garip duruşunu da ortaya koyuyor. Kendisini "credit card guy" olarak tanımlıyor; bir yerde normal hayatını sürdürebildiğini, kredi kartındaki isim ortaya çıkınca insanların "You’re that guy!" diye tepki verdiğini aktarıyor. Londra sokaklarında fark edilmeden yürüyebildiğini, Santa Barbara yakınlarında küçük bir toplulukta yaşadığını ve burada arkadaşça karşılandığını belirtiyor.

Kaynak metne göre Taupin daha önce de solo denemeleri yapmış; 1971'deki Taupin albümü şiirsel performanslar içerirken, 1980'de He Who Rides the Tiger ve 1987'de Tribe gibi kayıtları daha ticari hedefler taşımış. Ayrıca 1990'larda Farm Dogs adında bir grup kurmuş, iki albüm yaptıktan sonra grup dağılmış. Ancak The Sea Has No Mercy'nin önceki denemelerden farklı olduğu, bu kez hem söz hem de müziğin tamamen kendi elinden çıktığı vurgulanıyor.

Albümün son parçası One Hundred Ways'da kızı Georgey de vokalde yer alıyor; Taupin, kızıyla birlikte Nashville'deki efsanevi Grand Ole Opry'de albümü desteklemek için bir konser vermeyi kabul ettiğini, bu konserin kariyeri için "gerçek bir tüy" olduğunu söyledi. Ayrıca bir sonraki adım olarak bir kariyer özeti belgeselinin yıl sonunda gösterime girmesinin planlandığını belirtti.

Röportaj, Taupin'in hayatının ABD'ye ve Amerikan kültürüne derin şekilde entegre olduğunu da vurguluyor: kırsal Lincolnshire kökenine rağmen artık kendisini "hiçbir şekilde Britanyalı hissetmediğini" söylüyor ve çocukluğundan beri ABD tarihine dair kurduğu imgelerin John ile yapılan Tumbleweed Connection dönemi şarkılarına uzandığını aktarıyor. Bir dönem Hollywood Vampires üyesi olduğunu, 1970'ler LA rock sahnesinde yer aldığını ve grubun efsanevi içki-odaklı ününe ilişkin anekdotları paylaştı.

Röportaj ayrıca Taupin'in rodeoya ve biniciliğe olan ilgisini, profesyonel olarak "cutting" yarışmalarına katıldığını ve "Little Yellow Jacket" adlı çok ödüllü bir boğanın ortak sahibi olduğunu; kızının PBR (Professional Bull Riders) için çalışmaya başlayacağını ve Texas'ta rodeo hayatının içinde büyüdüğünü aktarıyor. Taupin, bu yönleriyle Amerikan yaşamına güçlü bir şekilde bağlandığını söylüyor.

Sonuç olarak, kaynak metni Bernie Taupin'in hem kariyerinin uzun geçmişini hem de yeni solo albümü ve yaklaşan belgeseli etrafında şekillenen, kişisel ve yaratıcı bir döneme girdiğini aktarıyor; Taupin, görünürlük açısından büyük bir değişiklik beklemediğini, geç yaşta gelen bu solo çıkışın özel yaşamındaki anonimliği zedelemeyeceğini ifade ederek röportajı noktalıyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön