The Guardian'ın incelemesine göre Tall Tales and Murder izleyicide sıkılma olasılığı düşük, ancak dizinin dikkat çekici televizyon olup olmadığı tartışmalı. Caimh McDonnell'ın Dublin Trilogy'sinin ilk kitabından uyarlanan yapım, Stuart Carolan tarafından televizyona yazıldı ve Chris Addison'ın da yaratıcılar arasında adı geçiyor; altı bölümlük bir anlatı hızla birçok karakter, tema ve dönemeç sunuyor ve izleyiciyi sürekli bir tempoyla zorluyor.
Dizi, bakıcı Bridget (Ella Lily Hyland) etrafında başlıyor: sabrı yüksek, toplama eğilimli ve nöbetçi odasında uyuşturucu kullanan bir bakım evi çalışanı. Bridget, bunama hastası Rose'a (Sheila Flitton) sevgiyle bakıyor ve matron rolündeki Aisling O’Sullivan sert ama sıra dışı bir yönetime sahip; matronun, polis Bunny (Brian Doherty) ile alışılmadık bir cinsel düzeni olduğu öğreniliyor. Bir şekilde kızgın suçlular ve geceleri bakım evinde işe alınan Paul (Casey Walsh) hikâyeye dahil oluyor ve aralarında bir çekim başlıyor.
Hikâyenin dengeleri bozulduğunda, bakım evinde komadan uyan gizemli bir John Doe (Aidan Gillen) ortaya çıkıyor ve yeraltı dünyasında Celtic altınından oluşan bir hazine yüzünden eski bir düşmanlığı yeniden alevlendiriyor. İnceleme, dizinin başlangıcındaki tuhaf ve çarpıcı unsurların ilgi çekici olduğunu, ancak zamanla altı bölüm boyunca anlatının aşırıya kaçtığını belirtiyor.
Eleştirmen, diziyi eğlenceli bulsa da bunun TikTok benzeri bir dopamin akışı gibi olduğunu; çok sayıda karakter, tema ve dönemeçle seyir deneyiminin doyurucu olmaktan çok serpiştirilmiş vignette'lere benzediğini yazıyor. Gangster şiddeti anlatılarının ise formüle yakın, tahmin edilebilir olduğunu ifade ediyor ve Carolan'ın Love/Hate geçmişine rağmen Tall Tales and Murder'ın gangland anlatımlarının özgünlükten uzak kaldığını vurguluyor.
Oyunculuk açısından Hyland ile Walsh arasındaki kimya övülüyor; ikili, bakım evi çalışanları olarak tanışıp define avına dönüşen ilişkide başarılı bir ikili sergiliyor. Paul karakterinin çocuklukta yaşadığı suistimalin anlatımı dikkatle ele alınıyor. Sheila Flitton'un canlandırdığı Rose rolü, Flitton'un 93 yaşında olmasına rağmen performansının ustaca olduğu şeklinde niteleniyor. Philippa Dunne'in Ma Baker rolü de korkutucu ve etkileyici bulunuyor, ancak karakterin ekranda yeterince yer almadığı belirtiliyor.
İnceleme, dizinin merkezindeki bakım evi unsurlarının ve bazı erken dönemde açılan gizemlerin sonraki bölümlerde unutulduğunu veya yeterince takip edilmediğini kaydediyor; bazı karakter ölümlerinin erken bölüm dolgu malzemesi gibi hissettirdiği ve belirgin bir bazı hikâye çizgilerinin çözülmeden bırakıldığı eleştirisi yapılıyor. Bu da izleyicinin merak duyduğu bazı bahislere tatmin edici yanıtlar alınamaması sonucunu doğuruyor.
Genel değerlendirme olarak yazı, Tall Tales and Murder'ın izlemeyi sıkıcı kılmayacak kadar canlı ve eğlenceli anları olduğunu, fakat çok sayıda yan yol ve abartıyla dizinin bütünlüklü, etkileyici bir anlatı kurmakta zorlandığını belirtiyor; izleyici muhtemelen sıkılmayacak ama aynı zamanda kafa karışıklığı yaşayabilir.



