Bir zamanlar influencer’ların siyaset konuşmaması gerektiği yaygın bir kanaatti; artık çevrimiçi ortamda yaratıcılar sıkça siyasi içerik paylaşıyor ve bu alanda ücretli işbirlikleri dikkat çekiyor. Martin J Riedl ve Samuel C Woolley, The Guardian için kaleme aldıkları yazıda bu değişimi ve beraberinde doğan şeffaflık sorununu ele alıyor ve ücretli politik influencer uygulamalarına yönelik etik ilkeler öneriyor.
Yazıda örneklenen vakalar arasında Pentagon’un muhafazakar influencer’ları, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin (idari iletişim amacıyla) dostane fakat ödenmemiş yaratıcı ağı kullanması, Tom Steyer’in valilik kampanyasında içerik üreticilerle çalışması ve eski iç güvenlik bakanı Kristi Noem’in Portland’daki bir ICE gezisine üç muhafazakar influencer ile gitmesi yer alıyor; bu örneklerde kimi zaman ödeme alınıp alınmadığı belirsiz kalıyor. Yazarlar, bazı yaratıcıların kampanyaların parçası haline geldiğini, bazılarınınsa uzak durduğunu göstermeye çalıştıklarını belirtiyor.
Makale, ABD’de federal düzeyde ücretli politik influencerlara ilişkin zorunlu açıklama gerektiren bir düzenleme bulunmadığını vurguluyor; bazı eyaletlerde yerel seçimlere yönelik şeffaflık kuralları olmasına karşın bunların kapsamının sınırlı olduğu ve Kongre’de benzer federal girişimlerin Washington’daki siyasi tıkanıklık nedeniyle olası görünmediği ifade ediliyor.
Yazarlar, ödemelerin açıklanmamasının hem influencer’ların politika karşılığında para kazanmasını kolaylaştırdığını hem de politikacıların dijital “popülerlik” izlenimi yaratmasını sağladığını; bu tür gizli koordinasyonun yeni biçimde astroturfing (yapay halk hareketi görünümü) olduğunu ve kimi zaman bot/AI temelli hesapların yerini ücretli yaratıcı topluluklarının aldığını söylüyor. Nihai amaçların arasında trendleri ve öneri algoritmalarını etkilemek ve kamuoyunu yönlendirmek bulunduğu iddia ediliyor.
Metin aynı zamanda yazarların akademik çalışmalarına dayanıyor: önerilen yaklaşım, politik içerik karşılığında ödeme alan yaratıcıların özerk, otantik ve aldıkları ödemeleri açık eden davranış ilkelerine uymalarını savunuyor. University of Tennessee’nin Information Integrity Institute ekibinin bulgularına göre, politik influencer içeriğini daha yoğun tüketen kişiler için ödeme açıklamalarının önemi azalıyor; yazarlar bunun, ağır sosyal medya kullanıcılarının creator’ların her hâlde bir şekilde ücret aldığı varsayımına alışmış olabilecekleri hipotezini öne sürüyor.
Etik öneriler kapsamında içerik üreticilerinin bilgi aktarıcıları olarak sorumluluk almaları, kampanya ağlarının ağızlığı olmaktan kaçınmaları, görüş ile haber arasındaki farkı net göstermeleri ve ödeme/alacak gibi menfaatleri açıklamaları gerektiği vurgulanıyor. Anket verilerinin, takipçileri arasında otantiğe önem verenlerin ücretli politik influencer açıklama gerekliliklerini desteklediğini gösterdiği belirtiliyor.
Yazarlar, Kongre harekete geçmezse çözümün kampanyaları finanse edenler, influencer pazarlama şirketleri, sosyal medya platformları ve içerik üreticilerine doğrudan çağrı yapmak olduğunu savunuyor; bazı aktörlerin değişime yanaşabileceği, bazılarının ise mevcut durumu yaratan taraflar olduğu not ediliyor. Sonuç olarak, şeffaflık ve etik uygulamalar benimsenmezse influencer’ların güvenilirliğinin zedelenebileceği, bilgi ortamının daha fazla çöp içerikle dolabileceği ve uzun vadede yaratıcıların itibar ve iş modelleri açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapılıyor.
Yazının yazarları Martin J Riedl (University of Tennessee School of Journalism and Media; Information Integrity Institute kıdemli araştırmacısı) ve Samuel C Woolley (University of Pittsburgh, computational propaganda üzerine çalışmaları olan akademisyen) olarak belirtiliyor.



