Jonathan Kaufman’ın yeni kitabı When America Roared, 1980’lerin ülkeyi nasıl “kurtarıp sonra kırdığı” ve bugüne getirdiği anlatısını öne çıkarıyor; kitap, o dönemin kararlarının günümüz siyaset ve toplumunu şekillendirdiğini, Donald Trump gibi figürlerin 1980’lerde biçimlendiğini iddia ediyor. Kaufman, Trump’ın 1980’lerin estetiğini taşıdığını ve o dönemde çoğu kişinin Trump’ı ciddiye almadığını hatırlatıyor.

Kaufman’ın kariyerine dair bilgiler de kitapta vurgulanıyor: Pulitzer kazanan bir muhabir olarak 1980’lerde Boston Globe ve Wall Street Journal’da çalıştığı, şu anda Northeastern Üniversitesi Gazetecilik Okulu direktörü olduğu ve Yahudi kültürü ile tarihi üzerine üç kitabı olduğu metinde yer alıyor; yazarın yaklaşımı kişilerin kararları üzerinden dönemi anlatmak.

Kitapta 1980’lerin öne çıkan figürlerinden biri olarak General Electric CEO’su Jack Welch ele alınıyor. Kaufman, Welch’in Amerikan kurumsal modelini değiştirdiğini, kârlılığı ateşleyip işçileri zor durumda bıraktığını; Welch’e “Neutron Jack” lakabı takıldığını ve sonuçların ABD işçilerinin kayıtsız kaldığı bir döneme işaret ettiğini yazıyor.

Kaufman, daha az bilinen ama etkili aktörleri de incelediğini söylüyor. Feminist emek lideri Karen Nussbaum’dan söz ediyor; Nussbaum’un 9 to 5 filminin esin kaynağı olduğunu, filmin Dolly Parton’un şarkısıyla ünlendiğini ve 1980’lerde kültürel olarak önemli bir yer tuttuğunu belirtiyor.

Yazar, finans dünyasından örnekler de veriyor: John Rogers’ı 1980’lerde tanıdığını, o dönem küçük bir Chicago firması açtığını ve başlangıçta Reagan’a oy verdiğini; zaman içinde Rogers’ın Barack Obama ile yakınlaştığını aktarıyor. Bu anlatı, bireylerin zamanla nasıl siyasi pozisyon değiştirebildiğine dair örnek sunuyor.

Kitapta Kaufman’ın kişisel bağlantısı olarak eski oda arkadaşı Evan Wolfson da yer alıyor. Wolfson’ın eşcinsel evlilik hareketinin lideri olduğu, 1980’lerde Harvard Hukuk’ta yazdığı yüz sayfayı aşan çalışmanın o dönemde gülünç bulunduğu, ama sonuçta 2015’teki zafere giden stratejiyi o yıllarda geliştirdiği vurgulanıyor; Kaufman, bunun bugünkü daha muhafazakâr dönemlerle ilgili dersleri olduğunu ekliyor.

Medya, düzenlemeler ve sonuçları

Kaufman, Mark Fowler’ı örnek göstererek FCC başkanlığının ve 1980’lerdeki düzenlemelerin medya ortamına etkisini tartışıyor; Fowler’ın Rupert Murdoch’ın televizyona girişini ve medyanın kutuplaşmasını mümkün kıldığı, bunun da Fox News, Rush Limbaugh ve talk radio gibi oluşumların yolunu açtığı ileri sürülüyor. Metinde ayrıca Brendan Carr’ın Trump dönemindeki FCC uygulamalarına atıf yapılarak, günümüzdeki medya kutuplaşmasının kökenlerine işaret ediliyor. Kaufman, Fowler’ın Trump’ın yöntemlerini ve karakterini onaylamasa da sonuçlarından memnun olduğunu aktarıyor.

Kaufman, Cumhuriyetçilerin medya, iş dünyası ve yargıyı şekillendirerek bugün “deep state” iddialarına zemin yarattıklarını, Federalist Society’nin yargıyı yeniden inşa etme rolü ve üniversitelere yönelik savaşın bu stratejinin parçası olduğunu öne sürüyor. Ayrıca Demokratların Reagan’ı 12 yıl boyunca yenememesi örneğini vererek, günümüz Demokratlarının benzer iç tartışmalarla boğuştuğunu belirtiyor.

Kaufman kitabını gazeteciliğe ilişkin bir “ikinci taslak” olarak tanımlıyor; dönemin aktörlerini, kararlarını ve beklenmedik etkilerini okuyucuya sahici ve ayrıntılı şekilde sunmayı amaçlıyor. When America Roared kitabı şu anda yayımlandı ve metin boyunca yazarın hem siyasi hem kültürel figürlere dair ilk elden gözlemleri, eleştirileri ve bağlantı kurma çabası korunuyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Yayın:
← Tüm haberlere dön