Dünya prömiyeri geçen ay Edinburgh festivalinde yapılan büyük orkestrasyonlu yeni eseri In All Your Ways ve BBC Proms’ta verilen geç saat konseriyle 90. yaşını karşılamaya hazırlanan besteci Steve Reich, 3 Ekim’de nonajenerian olacağına dair soruya temkinli yaklaştı: “Henüz tam oraya varmadım.”

New York doğumlu 1936 doğumlu Reich, altı on yılı aşkın bir süredir Avrupa ve Kuzey Amerika’nın modern yaşam ses manzarasını değiştiren işler üretti; The New Yorker tarafından “zamanımızın en orijinal müzikal düşüneni” olarak tanımlandığından alıntılanıyor. Reich, minimalizm etiketinden hoşlanmasa da kendi hareketini Stravinsky, Bartók, caz, Bob Dylan ile Afrika ve Hint müziklerine duyduğu sevgi üzerinden anlattı ve minimalizmin tekrarlayan motifleri, itici ritimleri ve tonalimsi uyumlarının geniş bir etki yarattığını söyledi.

Reich’in etkisi geniş alanlara ulaştı: müziği David Bowie ve chill-out grubu The Orb tarafından örneklendi, Radiohead gitaristi Jonny Greenwood Electric Counterpoint’u kaydetti ve BBC Radio 1, 70. yaş gününde bir remix yarışması düzenledi; bu sayede bestecinin müzikal dili milyonlarca dinleyici tarafından duyulur oldu, adı bilinmese bile. Reich kendi eserlerinin politik işlevine dair sorularda temkinli kaldı ama müzik, ses ve dinleme üzerine uzun, coşkulu değerlendirmeler yaptı.

Sağlığına dair de ayrıntılar verdi: New York dışındaki evinde geçirdiği düşüş sonucu kaburga kırığı ve el bileğinde hasar olduğunu, kaburga kırığının kendi kendine iyileştiğini ancak bileğin piyano çalarken ağrı yaptığını anlattı. Piyano çalarak beste yaptığı için bilekteki ağrı çalışma temposunu etkiliyor; “Birkaç küçük eskizim var” dedi ve yavaşlamaktan duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi, ama doğum günü etkinlikleri için minnettar olduğunu ekledi.

Kariyerinin belirleyici teknik ve eserlerine dair ayrıntılar kapsamlı: 1960’larda tape loop’larla oluşturduğu It’s Gonna Rain (1965) ve Come Out (1966) gibi çalışmalardan Piano Phase (1967) ile “phasing” tekniğini geliştirdiğini anlattı; Piano Phase’te bir bant kaydedici ile piyanonun karşılıklı oynamasının insan-makine arayüzünde yeni bir sürecin keşfine yol açtığını söyledi. 1971 tarihli vurmalı çalgılar eseri Drumming’i ve 1976 tarihli ve sıklıkla en önemli işi sayılan Music for 18 Musicians’ı gündeme getirdi; Music for 18 Musicians’ta “iki temel zaman” olduğunu, mallet çalgıların sabit hızlı çabasının ve klarnetlerin “insan nefesi” gibi dalgalar halinde işlev görmesinin eserin yapısını oluşturduğunu anlattı.

Anlatısında kişisel anekdotlar ve akademik kesitler de yer aldı: Stravinsky’nin The Rite of Spring’i ilk kez dinlemesinin 14 yaşında “tamamen hayat değiştiren” bir deneyim olduğunu belirtti; İtalya’lı deneysel besteci Luciano Berio ile yaptığı lisansüstü çalışmaların etkisine değindi ve Berio’nun “Tonal yazmak istiyorsan, tonal yaz” tarzındaki yorumu aktarılırken gülerek hatırladı. Ayrıca Terry Riley’nin In C’sinin dünya prömiyerinde çalmış olmasının ve iki Wollensak bant kaydedici alıp konuşma kayıtlarından döngüler üretmesinin onun kompozisyon yolculuğunda belirleyici olduğunu tekrar etti.

Mirasın korunması ve icrasına dair gözlemleri de dikkat çekti: Bir dönem kendi müziğinin çoğu performansında aktif rol oynayan Reich, şimdi eserinin üstlenilmesinde başkalarının rolünü memnuniyetle karşıladığını söyledi; son yıllarda eserlerini yaygınlaştıran isimlerden biri olarak İskoç vurmalı çalgılar virtüözü Colin Currie’den övgüyle söz etti ve Currie’nin Drumming yorumunu izledikten sonra ona hem hayran kaldığını hem de “senden nefret ediyorum çünkü benim ansamblımdan daha iyi çalıyorsun” diye şakayla karışık tepki verdiğini anlattı. Reich, başkalarının devreye girmesini isteğinin sebebini netçe ifade etti: “Ben sonsuza dek burada olmayacağım.”

Kendi çalışmalarına dair eleştirel bir bakışı da sakınmadı: Orkestra eserleri ve operaya ilişkin karışık duyguları olduğunu, bazı orkestral işleri “fena sayılmaz” ama büyük eserler diye nitelendirmediğini ve video-operaları The Cave ile Three Tales’in “harika malzeme” içerdiğini ancak bütün uzunlukta bunun sürdürülüp sürdürülmediğinden emin olmadığını söyledi. Başarının ölçütünü ise net biçimde özetledi: “İyi müzik iyi müziktir, ve çoğu müzik değildir.” İyi müziği, Charlie Parker ve Johann Sebastian Bach ile yan yana çalınabildiğinde değerli bulan bir kriter sundu: “Eğer öyleyse — hey, bir şey yakaladın!”

Genel izlenim olarak Reich, röportaj boyunca genç ve enerjik bir düşünür olarak kaldı; şapkasını takıyor, espriler yapıyor, kısa anlarda hafıza eksiklikleri olduğunu kabul etse de müzik tarihine serbestçe uzanan keskin ve uzun paragraflar halinde görüşler sundu. Yeni eser prömiyeri, Proms konseri ve yakın zamanda yaşadığı düşüşe rağmen beste yapmaya dair küçük eskizleri olduğuna dair ifadeleri, 90. yaş kutlamalarının hem geçmişe bakış hem de canlı üretimle ilişkili devam eden bir süreç olduğunu gösteriyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Yayın:
← Tüm haberlere dön