Dundonald’daki Middle Ale ilk bakışta sıradan bir publu market gibi görünse de duvarlarda fajita paketleri ve gravy granülleri gibi ürünler asılı olduğunu fark edenler için fark açık: pub, süpermarket zinciri Lidl’a ait. Lidl, mağazasına alkol satışı lisansı almaya çalıştıktan sonra reddedilmiş; mahkeme sürecinin ardından ise yan tarafta bir pub için lisans almayı başardı ve burada hem mekânda servis hem de paket servis (takeaway) alkol satışı yapılıyor. Olay, Kuzey İrlanda’da yeni mekân açılmasını neredeyse imkânsızlaştıran katı lisans kurallarını yeniden gündeme taşıdı.
Kuzey İrlanda’da yürürlükte olan ve “surrender principle” (bir-in, bir-çık) diye anılan uygulama, yeni bir publu veya gece kulübünü açmak isteyenlerin var olan bir lisansı başka bir işletmeden satın almasını ve yerelde lisanslı mekân eksikliğini kanıtlamasını gerektiriyor. Free the Night adlı sivil toplum kuruluşunun araştırmasına göre lisans almak ortalama 75.250 £'a mal oluyor; kuruluşun duyduğu örneklerse bu bedelin 1 milyon £'a kadar çıktığını gösteriyor. Bu sistemin yeni mekânların önündeki önemli bir engel olduğu savunuluyor.
The Middle Ale’in kurulmasının maliyeti ve süreci de kampanyacıların iddialarını destekliyor: BBC’ye göre proje Lidl’a 500.000 £’tan fazla mal oldu ve altı yıllık planlama süreci gerektirdi. Free the Night kurucuları Boyd Sleator ve DJ Holly Lester, bu tür rakamların yerel girişimciler için ulaşılmaz olduğunu ve örneğin Lidl gibi büyük bir şirketin dahi sistemin zorluklarını açığa çıkardığını söylüyor. Sleator, durumun “karşılaştıkları her şeyin ikiyüzlülüğünü” ortaya koyduğunu belirtiyor.
Free the Night 2021’de Sleator ve Lester tarafından güvenli ve ilerici bir gece hayatı yaratma hedefiyle kuruldu. Kuruluş, 2025 yılında University of Stirling tarafından hazırlanan bağımsız bir likör lisansı incelemesinin toplum bakanı tarafından reddedilmesi kararı üzerine yasal mücadele başlattı; amaçlar arasında surrender principle’in kaldırılmasına kadar uzanan kapsamlı bir lisans mevzuatı incelemesi talebi bulunuyor. Bazı Kuzey İrlandalı ve uluslararası müzisyenler—Bicep, David Holmes ve Max Cooper gibi isimler—Free the Night’in taleplerini içeren açık mektubu imzaladı.
Lidl tarafına yönelik yanlış bir eylem iddiası yok; şirkete çoklu yorum talepleri iletildiği ancak yanıt gelmediği Guardian haberinde yer alıyor. Önceki bir demeçte Lidl Northern Ireland yöneticisi Gordon Cruikshanks, pubın “Dundonald topluluğuna ürün yelpazemizi tam olarak sunmanın en iyi seçeneği” olduğunu söylemiş; bunun ötesindeki lisans değişikliklerinin “başkalarının tartışmaya devam etmesi gereken” konular olduğunu belirtmiş. Department for Communities ise Guardian’a yaptığı açıklamada “Hukuki işlemler devam ettiğinden, Bakanlığın yorum yapmasının uygun olmayacağını” bildirdi.
Lester, pandemi döneminde DJ’lik işlerini kaybedip Belfast’a döndüğünde Free the Night çalışmalarına başladığını, gece hayatının gerilediğini görünce şaşırdığını anlatıyor. Lester, Kuzey İrlanda gece ekonomisinin “son derece kısıtlayıcı” olduğunu; temel sorunlardan birinin çok sıkı kapanış saatleri olduğunu, bunun da etkinlik düzenleyicilerin her şeyin çok kısa bir zaman dilimine sığdırılmasına zorladığını söylüyor. Sonuç olarak, uluslararası yetenek çekme zorluğu ve yerel yeteneklere fırsat sunma güçlüğü ortaya çıkıyor.
Mekân eksikliğinin müzisyenler üzerindeki etkileri de Free the Night’in araştırmasında somutlaştı: araştırma, yaratıcıların %70’inin Kuzey İrlanda’yı terk etmeyi düşündüğünü, %60’ının ise gerçekten ayrıldığını gösteriyor. Aralarında DJ Or:la’nın da olduğu imzacılar, gençliklerinden beri lisans yasalarından ve mekân eksikliğinden rahatsız olduklarını, bunun sonucunda kariyerleri için yerel olarak kalmakta zorlandıklarını ve Or:la’nın şu an Liverpool’da yaşadığını belirtiyor.
Mekân örnekleri ve sosyal etkiler
Haber Ulster Sports Club örneğine de dikkat çekiyor: 2018’de kapanan bu tarihi mekân, daha sonra yeni yönetimle yeniden açıldı ve hafta sonları 03:00 kapanış saati gibi daha geç saatlerin mümkün olduğu bir alan sundu. İngiliz Teacher ve Mary in the Junkyard gibi gruplar burada sahne aldı. Sleator, gece kulüplerinin ve canlı müzik mekânlarının önyargıları kırabilecek alanlar olduğunu; 1990’larda rave kültüründe yaşadığı deneyimlerin insanları organik olarak bir araya getirdiğini ve bunun barış inşası açısından önem taşıdığını söylüyor.
Sleator ayrıca kendi geçmişinin insan hakları savunuculuğu (kürtaj ve eşcinsel evlilik gibi konularda) içerdiğini belirtiyor ve hükümetin hala daha çok geçmişe odaklanır vaziyette olduğunu, bölünmüş siyasi yapı içinde yeşil-turuncu (ulusalcı ve Birlikçi) meselelerine ağırlık verildiğini ifade ediyor. Free the Night, gece hayatının ekonomik ve toplumsal fırsatlarını yetkililerin göz ardı ettiğini düşünüyor. Orta Eylül için planlanan bir mahkeme tarihi, Free the Night’in hukuki süreci sürdürebilmek için ek fon gereksinimi nedeniyle ertelendiği haber metninde yer alıyor.
Haber, Lidl’in Middle Ale hamlesinin ve Free the Night’in kampanyasının Kuzey İrlanda’daki lisans düzenlemelerinin tartışılmasını tetiklediğini, ancak nihai yasal ve politik değişikliklerin henüz kesinleşmediğini; sürecin devam ettiğini belirtiyor.



