Bir röportaj sırasında, Magali Reus’in stüdyosuna gelen kurye, sanatçının Perimeter’daki Swimming by Night sergisi için son parçalarından birini teslim ediyor; stüdyo, farklı tamamlanma aşamalarında çok sayıda heykelle dolu. Reus, günlük hayatta genellikle kısa süre kullandıktan sonra atılan pizza kutuları ve konserva tenekeleri gibi eşyaları alıp bunları hayat‑ölçekli, dayanıklı heykellere dönüştürüyor ve bu dönüşüm serginin merkezini oluşturuyor.

Stüdyoda, iri kanca yemleri gibi durup bir yandan kek kalıplarını andıran, bir yandan da kopmuş iskelet uzuvlarını çağrıştıran eserler duvarlara dayanmış şekilde bekliyor. Reus’in yapıtlarında kullanılan malzemeler ve yüzey işçiliği, ilk bakışta tanıdık görünen nesneleri aynı zamanda yabancılaştırıyor; örneğin BBQ pizza kutularını andıran eserler alüminyumdan yapılıyor ve elle yırtılmış, dövülmüş kenarları barındırıyor.

Hollanda doğumlu ve şu anda Londra merkezli olan Reus, son yıllarda Almanya’daki Kunstverein Freiburg ve Viyana’daki Kunsthalle Wien gibi kurumlarda ve ABD ile Avrupa’daki mekânlarda eserlerini sergiledi. Uygulaması genellikle sergileneceği mekânın özelliklerine yanıt veriyor; çalışmaları, binaların özgül ayrıntılarıyla ilişki kuracak biçimde şekilleniyor.

Sanatçının tartıştığı temel tema aşırı üretim, tüketim ve atık problemine ilişkin: Reus, insanların nesnelere kısa sürede tüketilecek mallar olarak baktıklarını ve hızla el değiştiren bir anlayışın hakim olduğunu söylüyor. Subs adlı serisindeki ‘‘pizza kutuları’’nun içlerine yerleştirdiği görüntüler arasında kullanılmış Noel ağaçlarına dair imgeler de var; Reus, bu ağaçların Aralık’ta evlerimizde törensel bir anlamı olduğunu, Ocak’taysa çoğunlukla sokaklarda ya da çöpe atılmış halde bulunabildiğini vurguluyor.

Üretim süreci dikkat çekici şekilde el işçiliğine dayanıyor: sac metali şekillendirme, elle çekiçleme, reçine üzerine çok kat boya uygulamaları gibi yöntemler kullanılarak nesneler dayanıklı hale getiriliyor. Reus, bu dönüşümün insanların nesne veya imgeyle ilişkisinde değişim yarattığını söylüyor; amaç, nesnelere yeni bir otonomi kazandırmak ve onları pasif tüketim nesnelerinden ‘‘etkin ajanlar’’a dönüştürmek.

İşlerin anlatımında öne çıkan bir örnek Rig (All Eyes On) adlı yapıt; şişirilmiş boyutta bir şeker kalbi yeniden yaratılıyor ve üzerine “Let’s Hang” yazısı işlenmiş. Reus, bu tür nesnelerin normal bağlamlarında daha küçük ve daha çabuk tüketilebilir olduğunu, bu yüzden yeniden ölçeklendirmenin ve malzemeyi değiştirmenin izleyicide farklı bir algı oluşturduğunu belirtiyor. Ayrıca izleyicilerin eserlerin bazı ayrıntılarını, örneğin pizza kutularının alüminyumdan olduğunu, ilk bakışta fark etmediklerini söylüyor.

Reus’in dünyası ilk bakışta sürreal, keskin ve tehlikeli kenarlı gelebilir; ancak sanatçının gerçek amacı etrafındakileri yavaşlatmak ve dünyayı yeniden hayal etmeye sevk etmek. Magali Reus: Swimming by Night sergisi Perimeter, Londra’da 25 September to 16 December tarihlerinde izlenebilecek.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Yayın:
← Tüm haberlere dön