İki yıl önce değil, kaynağın ifadesiyle "ekranda parladıktan 20 yıl sonra" Disney Channel klasiği High School Musical, sahneye taşınan yeni bir prodüksiyonla izleyici karşısına çıkıyor; Hope Mill Theatre kurucuları Joseph Houston ve William Whelton tarafından yönetilen oyun, görsel ve işitsel açıdan parlak, enerjik ama hikâyenin yüzeysel karakter sınırlarından kurtulamıyor.

Prodüksiyon ilk olarak Salford’daki Lowry’de görüldü ve David Simpatico’nun kitabının inişli çıkışlı karakter sunumunun sınırlamalarından kaçamıyor; karakterler jock, zeki ya da drama öğrencisi gibi kalıplara ayrılmış durumda. Yine de gösteri parlak ve canlı bir tempo sunuyor ve sahne tasarımından ışığa, sesten videografiye kadar bütünü canlandıran bir estetik kuruyor.

Andrew Exeter’in basketbol temalı thrust sahne tasarımı izleyiciyi adeta sahaya yaklaştırıyor; Rory Beaton’ın parlak ışıkları, Matt Peploe’nin güçlü ses tasarımı ve George Reeve’in spor salonu etrafındaki ekranlara aktarılan videografisi oyunun görsel-işitsel düzlemini zenginleştiriyor. Bu unsurlar, okulun Wildcats takımının oyun sahnelerini, pomponlu tezahüratları ve genel sahne dinamiğini hareketlendiriyor.

Müzikal düzenlemeler ve koreografi Aaron Renfree tarafından yönetiliyor; Renfree’ın dinamik koreografisi bilim yarışması, basketbol maçı ve müzikal göndermeleri birbirine monte eden hızlı montajlarla tempoyu yükseltiyor. Özellikle Bop to the Top’un yeniden canlandırılması, Ryan ve Sharpay Evans kardeşlerini canlandıran Luke Bayer ile Caitlin Tipping tarafından sahnede eğlenceli ama tırmalayıcı bir enerjiyle sunuluyor.

Oyuncu kadrosunda öğretmen rolleri öne çıkıyor: Filmlerde hip-hop seven Martha Cox rolüyle tanınan KayCee Stroh burada abartılı bir drama öğretmeni Ms Darbus olarak yer alıyor; eski McFly üyesi Harry Judd ise ciddi ve kaşlarını çatmış bir odakla Coach Bolton’ı canlandırıyor. Bu iki isim prodüksiyonun öne çıkan yüzleri olarak belirtiliyor.

Troy ve Gabriella’yı canlandıran Tobias Turley ile nispeten yeni isim Leonor Correia, sahnede tatlı bir birliktelik sunuyor ancak aralarındaki kimya kaynak metnine göre tam anlamıyla filizlenmiş değil. Gabriella’nın When There Was Me and You adlı parçası bu prodüksiyonda ikili tarafından düet olarak seslendiriliyor; eleştirmen düzenlemenin yüksek notalardan kaçındığını, yine de parçanın ergen özlemini hissettirdiğini not ediyor. Breaking Free ise gerçekten yükselişi simgeliyor fakat sahnede kullanılan salıncağın görünüşü sert, sahneleme biraz yapay duruyor.

Genel değerlendirmenin özeti olarak; prodüksiyon yüzeydeki sınırlamalara rağmen görsel ve işitsel açıdan bayrak taşıyan, coşkulu anlar sunan bir gösteri olarak tarif ediliyor. Karakter derinliğinin eksikliği ve bazı sahnelemelerdeki sertlik eleştiriliyor, buna rağmen gösterinin hayranları hayal kırıklığına uğramayabilir: eleştirmen, adoring fans (fanatik hayranlar) ifadesini kullanarak beğenen kitlenin memnun ayrılacağını öngörüyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön