Marvel’s Wolverine oyununun soundtrack’i, karakterin hem vahşi hem de kırılgan yönlerini bir araya getiren bir yaklaşım olarak öne çıkıyor; besteci David Fleming’in yönettiği albüm şu anda tüm büyük platformlarda yayında ve Fleming bu projeyi ilk tam oyun soundtrack’i olarak tanımlıyor. Oyunun sunduğu yoğun şiddet ve çatışmaların yanı sıra, hikâyede Logan’ın Jean Grey ile kurduğu bağ ve geçmiş travmalarını işlemesi gibi daha yumuşak anlar da olduğu için Fleming müziği hem “brutal” hem de duygusal bir zeminde kurmaya odaklandı. Insomniac’ın da hedefi yalnızca “Wolverine The Badass” sunmak değil, karakterin tüm spektrumunu yakalamaktı; bu vizyon Fleming’in müzik tasarımını doğrudan etkiledi.

Fleming’in özgeçmişi projeye dair beklentiyi yükseltiyor: Widow’s Bay dizisi için yaptığı işler, The Last Of Us uyarlamasında oyun bestecisi Gustavo Santaolalla ile ortak çalışma deneyimi, James Gunn’ın Superman yeniden çevrimi, Donald Glover’ın Mr & Mrs Smith dizisi ve Hans Zimmer’la birlikte çalıştığı Blue Planet 2 gibi projelerden gelen birikim, Marvel’s Wolverine’in ses dünyasını şekillendirmesinde rol oynadı. Fleming, oyunun tamamı için besteleme fırsatını “bir hayal projesi” olarak nitelendiriyor.

Logan’ın ana temasının çekirdeği, Fleming’in Insomniac ile görüşmesinin hemen ardından eline aldığı sekiz telli tenor mandolinle çaldığı ilk rifte dayandı; bu ilk motifi daha sonra oyunda tekrar eden “Logan’s Theme” olarak işledi. Fleming, karakteri yıllardır tanıdığını ve bu yüzden senaryoyu okumadan bile karakterin ruhuna dair fikirlerle çalışabildiğini söylüyor.

Temel kayıtlar için Fleming, birkaç arkadaşını, akustik gitarı ve birkaç şişe viskiyi alıp Güney Kaliforniya’daki Joshua Tree çölünde bir kulübeye gitti. Amacı “karanlık folk” diye tanımladığı, Johnny Cash ve Clint Eastwood filmlerinden esinlenen bir ses yakalamaktı; Wolverine’i geleneksel bir süper kahramandan çok silahşör veya başıboş bir samuray gibi gördüğünü, müziğin de bu Batıvari niteliği taşıması gerektiğini belirtiyor. Fleming, gerçek insanlarla aynı odada olmak ve gitarın pürüzünü kaydetmek istediğini vurguladı.

İki yıllık geliştirme sürecinde Fleming bu erken kayıtların üzerine sürekli geri döndü; soundtrack zaman zaman büyük ve orkestra duygusuna ulaşıyor olsa da her zaman “Logan’ın kulübesindeki çekirdek” hissini koruyor. Fleming’e göre oyunun epik boyutu ile karakterin mütevazı iç dünyası arasındaki dengeyi müzikte kurmak önemliydi.

Jean Grey karakterinin müziği ayrı bir tasarım süreci gerektirdi. Oyunda telekinetik gücü ve Logan ile kurduğu duygusal bağ öne çıkarken, Fleming Jean için sürekli zihninde çalan arka plan gürültüsünü düşünerek bir ses tasarladı. ‘Red’ adlı kritik bölümde duyulan ürkütücü elektronik uğultunun kaynağı, arp sanatçısı Lara Somogyi’nin gerçek zamanlı olarak ürettiği performans ve bunun işlenmesi; yakıcı gitar lick’leri ise Yvette Young tarafından çalındı. ‘Twin Flame’ gibi parçalar Fleming’in tanımıyla “karanlık folk” ve telaşlı elektronikleri birleştiriyor, böylece Jean ile Logan’ın melankolik ama güçlü haleti ruhiyesi müzikte yansıtılıyor.

Projeye yaklaşımını şekillendiren önemli bir konuşma da Fleming’in Gustavo Santaolalla ile olan sohbetinden geldi; Santaolalla, sinema için yaptığı ödüllü işlere rağmen The Last Of Us’ın insanların en çok dokunduğu işi olduğunu belirtmişti ve bu Fleming’e oyun bestesini dramatik bir film ciddiyetiyle ele alması gerektiğini düşündürdü. Fleming, bu yüzden Wolverine’in müziğini “film dramı” hassasiyetiyle ele aldı.

Aynı gün Marvel’s Wolverine oyunu çıktığında Fleming, Apple TV dizisi Widow’s Bay’deki çalışmasıyla bir Emmy kazandı; Fleming, Wolverine ve Widow’s Bay arasında “farklı bir yaklaşıma” talep olduğunu hissettiğini ve tür sınırlarına takılmadan yaratıcıların ilginç bir bakış açısı getirmesini tercih ettiğini söylüyor. Fleming, eğer Wolverine’e düz bir süperkahraman teması vermiş olsaydı, karaktere haksızlık etmiş olacağını belirtiyor. Soundtrack şu anda dinlemeye açık durumda.

Kaynak: NMEKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön