Tate’in yeni sergisi Light and Magic: The Birth of Art Photography, Guardian eleştirisine göre iyi araştırılmış ve küresel ölçekte temsil eden nadir gösterimlerden biri olarak öne çıkıyor; sergi, uluslararası ve çoğulcu piktoryalizm hareketinin ilk kapsamlı yeniden anlatımını sunuyor ve sergide yer alan eserlerin yaklaşık yarısı Birleşik Krallık’ta daha önce gösterilmemiş.

Sergide izleyici, 1920’lerde bir Londra bahçesindeki çiçeklerin üç renkli karbon baskılarının ani renk şoku ile fotoğraf salonları, çevreleri ve kulüplerinden doğan Sidney, Hong Kong ve Brezilya örnekleri arasında akıcı bir geçiş yaşıyor. Tarihsel anlar çarpışıyor; gündelikten epik oyanıyor: Norfolk Broad’larında bir adamın eve kürek çekmesi ile Singapur’daki inşaat sahasında çalışan bir adamın görüntüsü yan yana duruyor ve bunlar serginin genel estetiğine ait olarak sunuluyor.

Gösterimdeki çalışmalardan bazıları izleyicide duraksama yaratıyor. Yip Cheong Fun’un 1940 tarihli Father’s Care adlı eserinde bir baba figürünün bir çocuğu tutarken diğerine uzanışı, kıvrımlı bir kırsal manzarada zamanın akışı ve ebeveynliğin dokunaklı bir betimlemesi olarak aktarılıyor; eleştirmen bu tür görüntülerde gösterinin duygusunun abartılı açıklamalardan ziyade jestler üzerinden iletildiğini vurguluyor.

Lionel Wendt’in, Kolombo stüdyosunda çekilmiş genç bir Sri Lankalı erkeğin belki de içsel arzuları ve görünmeyen gerçekleri ortaya seren, peştamal kuşaklı beden çalışması gibi eserleri, kameranın hem antropolojik bir bakışı açığa çıkarabildiğini hem de bakışı karmaşıklaştırdığını gösteriyor; güzellik aynı zamanda 'işkence'ye dönüşen bir şeye işaret ediyor şeklinde değerlendiriliyor.

Han Youngsoo’nun 1955 tarihli küçük, karanlık tonlu Kore sokak sahneleri serisi izleyicide anlatı arayan bir hava bırakırken; Kate Smith’in 1925 bromür baskılarından iki çalışma, akan pre-Rafaeliti tarzda bir kadını yoğun bitki örtüsü içinde dururken gösteriyor; bu çalışmalardan birinin başlığı The Listener izleyiciyi görselin sessizliği ve hayal gücü arasına çekiyor.

Limb Eung-sik’in Feet 2 adlı eserinde, dansçının ayaklarını çevreleyen ince ve saydam kumaş katmanlarının ışık ve gölge içinde erimesiyle elde edilen eterik atmosfer dikkat çekiyor; sergideki birçok fotoğraf, kabuklar, gölgeler, bir musluk ya da solan bir çiçek gibi sıradan öğeleri 'büyü'ye dönüştürme kapasitesini gösteriyor.

Eleştirmen, serginin piktoryalizmi eleştirel açıdan irdelemekten ziyade gizemleri koruduğunu, politikanın büyük ölçüde kapının dışında bırakıldığını belirtiyor. Sergideki bazı eğitimsel unsurların gereksiz göründüğünü; fotoğraf teknikleri zaman çizelgesinin ilginç olmakla birlikte 'sanat fotoğrafını' zanaat alanına geri koyma riski taşıdığını ve ziyaretçilere girilemeyen tam ölçekli bir karanlık oda rekreasyonunun karanlık odanın asıl dönüşümünü tam olarak aktarmadığını ifade ediyor.

Buna rağmen eleştirmen genel olarak sergideki özen ve hayranlığı öne çıkarıyor; insani içgüdülerin, büyü anlarının ve nefes kesen güzelliğin aranmasının meşru olduğunu savunuyor. Light and Magic, eleştiride olduğu üzere hem zeki hem güzel, hem kaprisli hem bilgilendirici, hem rapsodik hem de gerçekçi bir sergi olarak tanımlanıyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön