West End sinemasının yeşil odasına şov etkisi yaratan bir elbiseyle giren Ramla Ali, yeni hayat filminde kendisini anlatan In the Shadows’un galasında ağırlandı; telefonunda Bear Grylls ve Malala Yousafzai’den gelen mesajlar vardı ve en çok önemsediği izleyici annesiydi—annesi filmi dördüncü kez izliyordu. Film Anthony Wonke tarafından yönetildi ve Ramla’yı oyuncu Jasmine Jobson canlandırıyor.

Ali, filmin Tokyo 2021 Olimpiyatları’na uzanan hikâyesini konu aldığını söylüyor; hayatının dönüm noktalarından biri olarak küçükken ağabeyi Abdulkadir’in bir patlamada ölmesini anlatıyor. Ailenin Somali’den kaçıp teknelerle Kenya’ya ve nihayetinde mülteci olarak Birleşik Krallık’a ulaşması, Ali’nin yaşam yolunu baştan aşağı değiştirdiğini metin boyunca vurguluyor.

Doğu Londra’da büyüyen Ali, okulda kilosu nedeniyle zorbalığa uğradıktan sonra yerel bir spor salonunda boxercise dersine katılmakla boksla tanıştı. Ailesinden saklayarak ciddi şekilde boks yapmaya başladığını, bunun bir Müslüman kız için onaylanmayacağını bildiğini ve annesinin şiddet görmeye gelmiş bir aileyi tekrar riske atacak olmasına üzülerek uzak durduğunu anlatıyor; bugün ise bir maçtan sonra ilk aradığı kişinin annesi olduğunu söylüyor.

Filmin fikrinin sekiz yıl önce ortaya çıktığını, kurgunun başta 2018’de pratik nedenlerle gündeme geldiğini aktarıyor; kocası Richard Moore’un o dönem hem koçu hem de filmin yapımcılarından biri olduğuna dair bilgiler yer alıyor. Moore, o dönemde mali sıkıntıda olduklarını, “son 100 sterlinimiz” kalana dek zorlandıklarını ve bir süre Idris Elba ile eşinin evinde kaldıklarını, ardından Covid döneminde orada daha uzun süre kalmak zorunda kaldıklarını anlatıyor.

Ali, hayatını yazdırmanın ve anlatmanın getirdiği savunmasızlık kaygılarından söz ediyor; aile travmasını hesaba katarak hikâyeyi paylaşmanın zorluğunu aktarıyor. Ailesinin başlangıçta projeye hazır olmadığını, nihayet annesinin senaryoya önce onay verdiğini ve özellikle ağabeyinin öldüğü sahnenin olması konusunda ısrarcı olduğunu söylüyor. Moore, bu ısrarı ağabeyi hatırlamanın ve ölümünün daha büyük bir anlam kazanmasının bir yolu olarak nitelendiriyor. Ali, ağabeyinin ölümü olmasaydı ailesinin İngiltere’ye gelmeyeceğini, boksla tanışmayacağını ve hayatının tamamen farklı olacağını açıkça ifade ediyor.

Ali filmin göç karşıtı söyleme açık bir cevap olmadığını, ancak teknelerle gelen göçmenleri korku siyasetiyle resmeden anlayışa başka bir bakış sunduğunu belirtiyor: “İnsan göçmen hikâyesini tasvir ediyor. İzleyiciler çıkıp bir kişi görürse, haber başlığından çok bir kişiyi görürlerse film amacını gerçekleştirmiş olur.”

Haber metninde Ali’nin sportif ve toplumsal başarıları ayrıntılı veriliyor: 2015’te İngiltere amatör boks şampiyonluğunu kazanan ilk Müslüman kadın olduğu; altı yıl sonra Tokyo’da Somali’yi temsil eden ilk boksör olduğu; British Vogue kapağında yer aldığı; 2018’de dezavantajlı kadınlara ücretsiz boks dersleri sağlayan Sisters Club’ı kurduğu ve UNICEF elçisi olduğuna dair bilgiler yer alıyor. Ali’nin film sürecine yoğun biçimde dahil olduğu, senaryonun her taslağını okuduğu, çekimlerin her gününde sette olduğu, hatta boks sahnelerinde beden çiftliği (body double) yaptığı belirtiliyor.

Ali, boks sonrası hayata dair planlarından da bahsediyor: Moore ile birlikte yazıp yönettikleri bir komedi filmi Not Like Us üzerinde çalıştıklarını ve oyunculuğa da adım attığını söylüyor; film yapımcılığıyla boks arasındaki adanmışlık benzetmesini kuruyor ve her iki alanda da ortaya çıkan sonucun emeği göstereceğini ifade ediyor.

Oyuncu ve hazırlık

Jasmine Jobson’ın Ramla rolünü üstlendiği, Letitia Wright’ın projeye ilk başta bağlı olduğu ancak yerine Jobson’ın geçtiği; Jobson’un BFI Southbank’e tam bir ekip ve görünür bir hazırlık düzeniyle geldiği aktarılıyor. Rol için sadece iki haftası olduğunu, günde sekiz saat çalışarak iki haftada şampiyon görüntüsü vermesi gerektiğini, eski bir omuz yaralanması nedeniyle şu an fizyoterapi gördüğünü söylüyor. Jobson rolüyle bağ kurduğunu, Ali ile kahve içip derin bir sohbet yaptıklarını, rolü kendisinden parçalar kattığını ancak Ramla’nın otantikliğini korumak için özen gösterdiğini belirtiyor.

Jobson’ın da zor bir çocukluk geçirdiği, sosyal hizmetlerin aileye müdahalesi sonrası bakım süreçleri yaşadığı, genç yaşta koruyucu aile veya büyükannesiyle yaşama kararları aldığı ve sahnede Somali dilinde replikler çalıştığı metinde yer alan diğer ayrıntılar. Jobson, filmde “Sadece gurur duymanı istiyorum” anlamına gelen Somalice bir cümleyi öğrendiğini ve rol için yoğun bir özveri gösterdiğini aktarıyor.

Filmle ve prodüksiyonla ilgili verilen bilgiler, Ali’nin kişisel göç, aile trajedisi, spor kariyeri ve film yapımındaki aktif rolünün kronolojik ve alıntılı biçimde sunulmasıyla okunabilir bir bütünlük oluşturuyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön