Holly Lynton, "Bare Handed" adlı serisinden, New Mexico'da arılarla iç içe çalışan bir balıkçı/arıcı olan Les ile üç gün boyunca çalıştıktan sonra ortaya çıkan ikonik anı anlattı: çıplak elleriyle arıları yüzüne doğru kaldırıp tepkisini fotoğraflaması. Fotoğrafçı, Les’in elindeki arıların yüzüne doğru hareket ettiği o anı çektiğinde, Les fotoğrafçıya "Bunları yüzüme koymalı mıyım?" diye sormuş ve Lynton da "Tabii!" demişti. Bu ana dair çekim, serinin merkezindeki, insanın doğayla saygılı ama cesur ilişkisini somutlaştıran karelerden biri olarak öne çıktı.

Lynton haberi, Albuquerque, New Mexico’daki bir sergi mekânı yöneticisinin Les’i vahşi bir kovanı ağaçtan çıkarması için tuttuğunu söylemesiyle aldı ve Les’le buluştu. İlk iki gün Les’in kovalarını bakım yaparken belgesel tarzda fotoğrafladı; üçüncü günse çırak Amber geldi ve olayın dönüm noktası gerçekleşti. Les kraliçe arıyı gömleğinin cebinde saklıyordu; Amber kraliçeyi çıkardığında koloninin geri kalanı onun etrafında toplandı, kraliçe Amber’dan Les’in eline verildi ve arılar oraya yöneldi.

Lynton, Les’in ellerinde arılarla yüzünü kaplamasını fotoğraflarken arıların saçla temas etmekten hoşlanmadığını, bu yüzden sakalda veya kafa üstünde yoğunlaşmadıklarını gözlemledi. Les gözlerini birkaç dakika kapattı ve Lynton o anları fotoğrafladı; Les sonrasında "Sadece vızıltıyı duyabiliyordum" dediğini aktardı. Lynton, Les’in daha önce böyle bir şey yapıp yapmadığını bilmediğini ve insanların çoğu zaman kendi fikirleriyle geldiğini, kendisinin de bu tür anlara izin verdiğini belirtti.

Les eldiven giymiyordu; arıları ezmemek için onları hissetmesi gerektiğini söylüyordu ve kıyafet giymenin çok sıcak olacağını ekledi. Lynton da başlangıçta bilekleri sıkıca kapanan bir gömlek ve arıcı peçesi denedi fakat gözü mesh üzerinden odaklamakta zorlandığı için peçeyi bıraktı. Çekim sırasında Lynton’un kulağına bir arı kondu ve bir süre uzaklaşmak zorunda kaldı; aynı zamanda bakiye olarak arılar fotoğraf makinesinin vizöründen bakarken ellerine konuyordu, hissedebiliyor ama göremiyordu—bu durum rahatsız ediciydi ama Les’in tavsiyesiyle yavaş hareket etmek işe yaradı ve Lynton ısırılmadan çekimi tamamladı.

Lynton, çekimleri orta format analog bir kamerayla yaptığını belirtti. Fotoğrafçının gözlemleri ve teknik tercihi, karelerin hem belgesel hem de mitik bir anlatı taşımasını sağladı; Lynton pek çok çalışmasında kültürel hafızaya göndermeler yapmak istediğini ve doğrudan belgeselden ziyade daha çok çok katmanlı, efsanemsi anlatılar yakalamaya çalıştığını söyledi. Les’in özgür ve korumasız tutumunu Odysseus benzetmesiyle ilişkilendirdi: "Les Odysseus değil ama, kendini korumak yerine dinlemeyi seçiyor; bu da onu bir şekilde Odesa gibi hissettiriyor" dedi (kaynağın ifadelerine gönderme).

Serinin teması ve diğer çalışmalar

Lynton, serinin temasını doğayla uyumlu, saygılı ve çoğu zaman tehlikeli görünen işleri yapan insanlara odaklanmak olarak tanımladı. Seride kurt eğitmenleriyle çekimler ve Oklahoma kırsalında elleriyle dev levrekler tutan "noodling" yapan bir ailenin görüntüleri de yer aldı; noodling örneğinde balıkların 45 kg'a kadar çıkabildiğini ve güçlü mücadele verdiklerini belirtti. Lynton, bu kişilerin çoğunun korkusuz olduğunu, uzman olduklarını ve yaptıkları işi ruhani, meditasyon benzeri bir uygulama olarak gördüklerini vurguladı; bu ruh hali serinin odak noktasını oluşturdu.

Lynton kişisel geçmişine dair de bilgi verdi: Boulder, Colorado doğumlu olduğunu ve fotoğrafçılık dersleri öncesi psikolog ve yazar olmayı planladığını söyledi. Fotoğrafın en sevdiği yönünün tek bir karede çok katmanlı, muğlak anlatılar yaratabilmek olduğunu belirtti; beklenmedik bir kompozisyonun ışık, içerik ve kompozisyonun hizalanmasıyla izleyicide çağrışım, gizem ve şaşkınlık uyandırdığını ifade etti. Kurumların eserlerini sergilemesinden memnun olduğunu ve izleyicilerle konuşmanın kendisi için bir hediye olduğunu ekledi; kitabı "Bare Handed"in yayımlanması da önemli bir dönüm noktasıydı.

Son olarak Lynton, diğer fotoğrafçılara tavsiyelerini paylaştı: yapmacıklıktan çok otantikliğin peşinden gitmek, çok meraklı olmak, üzerinde çalıştıkları konularda fikir değiştirmekten korkmamak; buna "yeniden çerçeveleme" dediğini söyledi. Sezgiyi takip etmenin, üretme eyleminde neşe bulmanın ve zorlu ya da başarısız gibi görünen anların da yolculuğun parçası olduğunun altını çizdi.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön