National Portrait Gallery'de açılan gösteri, çağdaş sanatçıların portreyi kullanışına odaklanan yeni sunum dizisinin bir parçası olarak Issy Wood'un yüzü üzerine yaptığı ilk geniş kapsamlı kamu sunumunu oluşturuyor; Wood daha önce otoportreler yapmış olsa da hiç bu ölçekte ve bu kadar kişisel olarak sergilenmemişti.

Wood'un önceki üretimi genellikle dışsal nesnelere odaklanıyordu: Diet Coke kutuları, antikalar, saatler, seramikler, deri ceketler gibi gündelik ve takıntılı objeler. Eleştiride bu çalışmaların, gece yarısı 'doomscrolling', obsesif araştırma ve fetişistik arzu duygularını çağrıştırdığı belirtiliyor; izleyiciye birinin internet sekmelerine bakıyormuş gibi bir mahremiyet hissi veriyordu.

Yeni sergide aynı yakın kesim, yumuşak odaklı ve köşeli kompozisyon yaklaşımı sürüyor, ancak konu artık tamamen ten, dudak ve gözyaşı: dev boyutlu bir tablonun içinde Diet Coke içerken aynı anda yüz maskesi yapan bir Wood; başka bir tabloda yanaklarını bir aynaya bastırıp çarpık yansımasını çoğaltan bir görüntü bulunuyor.

Daha küçük eserlerde yanağından ve kaşından kanayan figürleri, omzuna yaslanmış gitarıyla hüzünlü bir hâlde duran tabloları ve bulanık gözlerle, ağlarken yakalanmış bir portre yer alıyor. Bu görüntüler sergi boyunca sanatçının kendisine dönük, içe dönük ve çoğunlukla karamsar bir bakışı tekrar ediyor.

Sergide iki çocukluk fotoğrafını andıran gülümseyen resim de yer alıyor; eleştiride bu görüntülerin diğer karamsar imajları daha da belirginleştirdiği, yetişkin portrelerinin ne kadar mutsuz olduğunu izleyiciye hatırlattığı vurgulanıyor.

Tüm bunlar eseri boğucu, mahrem ve keskin kılıyor: izleyici, sanatçının en zayıf anlarına davet edilmiş gibi hissediyor, sanki onu ağlarken bölmüş gibi galeriden sessizce çıkma isteği doğuyor. Buna karşın çalışmaların kimi yerlerinde hafif bir mizah da mevcut; örneğin bir tablonun içinde plastik yapıştırma canavar parmaklarıyla yüzünü çerçeveleyen bir sahne, işin abartılı tarafının farkında olunduğunu gösteriyor.

Eleştiride Wood'un daha fazla kurumsal ilgi görmemiş olmasının şaşırtıcı olduğu, çünkü hem teknik olarak güçlü hem de çağdaş üretimde sessizce önemli bir figür olduğu ileri sürülüyor; onun etkisinde yetişen yakın kesim, karanlık, sersemletici taklitçilerin ortaya çıktığı, Wood'un pazar tarafından da değer gördüğü belirtiliyor.

Sonuç olarak metin, Issy Wood'un bu sergisinin modern Batı koşullarının sıkıntısını, tükenmişliğini ve sürekli çevrimiçi olmanın yarattığı anksiyeteyi yakalayan işler sunduğunu; sanatçının aynaya bastırdığı yüzün aslında bizi de kendimize bakmaya zorladığını savunuyor.

Kaynak: The Guardian CultureKaynağa git ↗Eklendi: · Türkiye saati
← Tüm haberlere dön