Federico Veronesi’nin ödüllü fotoğrafı, Namibya çöllerinde bir dişi filin hâlâ ölü olan bir buzağıyı taşıdığı anı gösteriyor; fotoğraf Wildlife Photographer of the Year yarışmasında ‘adult grand title’ ödülünü aldı ve Natural History Museum, London’daki sergi 11 Temmuz 2027’ye kadar açık. Veronesi, görüntünün çekildiği anı ve arka planı ayrıntılarıyla aktarıyor.
Veronesi çocukluğundan itibaren Afrika hayvanlarına, özellikle fillere ilgi duyduğunu, Milano’da büyürken doğa kitaplarıyla çevrili olduğunu ve altı yaşındayken ailesinin onu Kenya’ya safariye götürdüğünü; bu deneyimin ardından 20 yılı aşkın süredir Kenya’da yaşadığını ve Maasai Mara gibi alanlarda fotoğrafçılara rehberlik ettiğini anlatıyor. Filin onun en sevdiği konu olmaya devam ettiğini, farklı habitatlarda izlemeyi sevdiğini belirtiyor.
Fotoğraf geçen Eylül’de, Veronesi’nin bir grup fotoğrafçıya rehberlik ettiği sırada çekildi: gece yaklaşırken, susuz nehir yatakları fil sürüleri için hayat hattı görevi görüyor ve bitki örtüsünü takip ederek okyanusa doğru ilerliyorlardı. Kumlu nehir yatağının izleri takip edilince sürü bulundu; izlerde sürükleme izine benzer olağan dışı bir işaret vardı ve başlangıçta bunun testosteronlu boğa fil davranışlarına bağlı bir gösteri olabileceği düşünüldü.
Sürü bulunduğunda Veronesi, izlerin sürüklenen şeyin bir yavru olduğunu fark etti. Fotoğraf görünüşte genç bir filin annesine sarıldığı izlenimini verebiliyor; ancak gerçekte buzağı ölmüştü ve görünmeyen bacağı dişinin dişi ve hortumu arasında sıkışmış durumdaydı. Fotoğraf çekilirken başka bir fil yaklaşıyor ve dişi başını sallayarak buzağıyı yolundan kaldırıyordu; Veronesi sahnenin yorumunu açık bırakan kareler de çektiğini, bu fotoğrafın ise gizem katıp farklı okumalar sağladığını söylüyor.
Sürü birkaç saat boyunca izlendi; dişi buzağıyı tüm süre boyunca taşıdı, yalnızca beslenmek için yere koyup sonra tekrar alıyordu. En son görüldüklerinde de taşıyordu; sonunda filler tırmanarak kayalık tepelere girdiler ve fotoğraf ekibi takip edemedi. Veronesi, daha sonra bölgedeki doğum verilerinden 4 yılda 19 buzağıdan 17’sinin yaşamını yitirdiğini okuduğunu, bunun açıkça bir sorun olduğunu ancak araştırmacıların nedenini henüz netleştiremediğini belirtiyor.
Veronesi ilk başta bu taşıyan dişinin buzağıyı doğuran ana olduğunu varsaymış, fakat süt bezlerinin yeni doğum gösterisi sergilemediği ve araştırmacıların kadını daha önce birkaç yıl önce düşük yapmış olarak tanımladığı ortaya çıkmış; söz konusu dişinin diğer annelerin hâlâ ölü bebeklerini aldığı birkaç kez gözlenmiş. Fotoğrafçının aktardığına göre bu durum görüntüye ek bir derinlik katıyor ve travmanın etkisinden hareket etme olasılığını düşündürüyor.
Veronesi çoğunlukla fil fotoğraflarını siyah-beyaz çektiğini; siyah-beyazın fil derisinin dokusunu ve dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldırıp duyguyu doğrudan ortaya koyduğunu söylüyor. Bazı yerlerde renkli görüntüleri tercih ettiğini de belirtiyor: Tsavo’da kırmızı toprak, Etosha’da beyaz kil yüzünden ‘hayalet’ gibi görünen filler gibi örnekler veriyor. Bu fotoğrafın ise siyah-beyaz oluşunun sahnedeki duyguyu daha yalın gösterdiğini aktarıyor.
Veronesi, bu görüntünün acı verici olduğunu kabul ediyor ama aynı zamanda filler psikolojisi, içsel karmaşıklıkları ve davranışları hakkında çok şey açığa çıkardığını düşündüğünü; fotoğrafın insanlarla hayvanlar arasında saygılı ve barışçıl bir birlikte yaşam gerektiğini fark ettirmesini umduğunu söylüyor. Haber metni, Veronesi’nin fotoğrafının ödülünü, çekim koşullarını, dişinin davranışını, bölgedeki buzağı ölüm oranını ve fotoğrafçının teknik seçimlerini ayrıntılı biçimde aktarıyor.
Vividen kısa özgeçmiş notu olarak Veronesi’nin Milano doğumlu olduğu (1975), 2002’de Kenya’ya taşındığı, üç kitap yayımladığı ve fotoğrafçılara duyguyu iletmek için ışık, atmosfer, çekim açısı, çerçeveleme ve arka plan seçimleri gibi öğelere dikkat etmelerini tavsiye ettiği bilgileri kaynağın metninden alınmıştır.



